Dil Kadar Mesaj da Boğucu
Yazarın kameraya çevrilmiş kalem tekniğini takdir ettim ama sonunda fark ettim ki bu yoğun psikolojik tahliller aslında aynı noktada dönüp duruyor—sanki okur olarak benim de yazarla birlikte o metal tabutun içinde sıkışıp kalmışım, nefes almak için değil de yazar ne anlatmak istiyorsa onu anlamak için. Dilinin akıcılığı bir şey söylemek istediğini hissettiriyor ama tam da o son mesajı yakalamaya çalışırken, sözler kendi ağırlığı altında eziliyor ve ben de yorgun düşüyorum.







