Metro 2034, post-apokaliptik bir dünyada, Moskova metrosunun karanlık ve tehlikelerle dolu tünellerinde geçen bir hikâyeyi anlatıyor. İnsanlar, nükleer savaş sonrası hayatta kalma çabası içindeyken, yer altı yaşamının getirdiği zorluklarla yüzleşiyorlar. Ana karakterler, hem kişisel travmalarıyla hem de dış dünyadaki tehditlerle başa çıkmak zorundalar. Duygusal gerilimler, karakterler arası ilişkilerde kendini gösterirken, birbirlerine olan bağlılıkları ve güvenleri, hayatta kalma mücadelelerinde kritik bir rol oynuyor. Karanlık ve umutsuzlukla dolu bu ortamda, umut ışığını arayan karakterler, birbirlerine destek olmaya çalışıyor. Hikâye, insan ruhunun dayanıklılığını ve hayatta kalma içgüdüsünü sorgularken, derin bir felsefi tartışma da sunuyor.