Each civilization approaches human action and explains and solves social problems in its own way. From this perspective we can say that every civilization has its own "societal sciences". Fiqh and social sciences are two societal sciences of two different civilizations, namely the Islamic and the Western civilizations, respectively. The main subject of these two scientific traditions is "human action" ('amal). Social problems have been addressed and solved by fiqh in Muslim societies and by social sciences in Western societies. However, since the 19th Century there has been an intense struggle and mutual interaction between these two scientific traditions in Muslim societies. Western social science has conquered the domain of fiqh and attempted to perform its functions. If we examine social change in Muslim societies during the last two centuries, we will realize that the westernization movement in those societies focused mainly on social institutions and relations. However, it does not seem possible to understand westernization by ignoring the mental and cultural basis on which social institutions and relations are built. Understanding the points of differentiation between fiqh and social sciences and the functions of these two societal sciences cannot be realized without a comparison at the level of civilizations because fiqh is the product of the Islamic Civilization and social science is the product of the Western Civilization. As Ibn Khaldun states, science is one of the aspects of civilization, hence, one of the subjects of the discipline of 'umran. Hence, in order to understand the changes in science we must first understand the changes in civilization, which they largely depend on.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Modernization and Societal Sciences in the Muslim World, Prof. Dr. Recep Şentürk'ün Müslüman toplumların modernleşme sürecini ve bu süreçte toplumsal bilimlerin rolünü ele aldığı kapsamlı bir çalışmadır. Kitap, Müslüman toplulukların tarihsel arka planını, kültürel değerlerini ve modern dünyanın getirdiği değişimlerle nasıl başa çıktıklarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Yazar, modernleşmenin sadece dışsal bir etki değil, aynı zamanda içsel bir dönüşüm süreci olduğunu savunarak, Müslüman toplumların kendi kimliklerini koruyarak nasıl modernleşebileceğini tartışır. Kitap, çeşitli sosyolojik ve psikolojik bakış açıları ile zenginleştirilmiş örnekler sunarak, okuyucunun konuyu daha iyi anlamasına yardımcı olur. Modernleşmenin zorlukları, fırsatları ve toplumsal bilimlerin bu süreçteki rolü, kitap boyunca derinlemesine ele alınmıştır. Sonuç olarak, yazar, Müslüman dünyasında özgün bir modernleşme perspektifi geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Bu kitap, modernleşme süreci ile Müslüman dünyadaki toplumsal bilimler arasındaki ilişkiyi derinlemesine incelemektedir. Yazar, modernleşmenin sadece teknolojik veya ekonomik bir dönüşüm değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir yeniden şekillenme süreci olduğunu vurgular. Müslüman toplumların, geleneksel değerlerini modern dünya ile nasıl harmanladıkları, bu süreçte yaşadıkları zorluklar ve fırsatlar ele alınmaktadır. Kitap, bireylerin ve toplumların kimlik arayışlarını, modernleşme ile birlikte değişen toplumsal dinamikleri ve bu dinamiklerin toplumsal bilimler üzerindeki etkilerini irdelemektedir. Böylece, Müslüman dünyası için özgün bir modernleşme modeli önerilmektedir.
Bu kitapta belirgin bir karakter analizi bulunmamaktadır; ancak, yazar Prof. Dr. Recep Şentürk, bir akademisyen olarak kendi perspektifini ve düşünsel derinliğini okuyuculara sunmaktadır. Şentürk, modernleşme ve toplumsal bilimler konusundaki bilgi birikimi ve araştırmalarıyla, okuyuculara entelektüel bir yolculuk sunmakta, toplumların dönüşüm süreçlerini anlamalarına yardımcı olmaktadır. Yazarın görüşleri, Müslüman toplulukların tarihsel ve kültürel bağlamlarını dikkate alarak, modernleşmenin sosyal boyutlarını tartışma yeteneğiyle şekillenmektedir.
Kitap, Müslüman toplumların modernleşme sürecinin psikolojik boyutunu da ele almaktadır. Bu bağlamda, bireylerin kimlik arayışları, kültürel çatışmalar ve modern dünya ile geleneksel değerler arasında yaşanan içsel çatışmalar üzerinde durulmaktadır. Şentürk, bireylerin bu süreçte nasıl bir psikolojik dönüşüm yaşadığını ve toplumsal normların bireyler üzerindeki etkilerini incelemektedir. Modernleşmenin getirdiği belirsizlikler ve bireylerin kendilerini yeniden tanımlama süreçleri, psikolojik olarak derin bir yansımaya neden olmaktadır. Yazar, bu dönüşüm sürecinin bireyler üzerindeki duygusal etkilerini ve toplumsal dinamikleri anlamak için gerekli olan psikolojik kavramları okuyuculara sunmaktadır.
Kitap, modernleşmenin felsefi boyutunu da irdeleyerek, Müslüman toplulukların geleneksel felsefeleri ile modern düşünce arasında bir köprü kurmayı amaçlamaktadır. Şentürk, modernleşmenin sadece bir dışsal etki değil, aynı zamanda bir içsel sorgulama süreci olduğunu ifade eder. Bu bağlamda, felsefi açıdan bireylerin kimliklerini, değerlerini ve inançlarını sorgulamalarının önemini vurgular. Modern dünya ile geleneksel inanç sistemleri arasındaki çatışmalar, felsefi tartışmaların merkezinde yer almakta ve bu çatışmaların çözüm yolları üzerinde düşünülmektedir. Kitap, bu bağlamda, Müslüman düşünürlerin modernleşme sürecine katkılarını ve yeni felsefi perspektiflerin gelişimini irdelemektedir.
Kitap, Müslüman dünyasının modernleşme sürecinin tarihsel bağlamını inceleyerek, bu sürecin köklerini geçmişte aramaktadır. Şentürk, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze kadar olan tarihsel süreçteki sosyal, ekonomik ve politik değişimleri değerlendirir. Modernleşme çabaları, özellikle Batı ile olan etkileşimler, sömürgecilik ve post-kolonyal dönemler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu tarihsel arka plan, Müslüman toplumların modernleşme sürecindeki zorlukları ve fırsatları anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Yazar, tarihsel olayların toplumsal bilimler üzerindeki etkilerini de değerlendirerek, modernleşmenin tarihi dinamiklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1964 Çankırı doğumlu. İstanbul İmam-Hatip Lisesi (1982) ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (1986) mezunu. 1986-87 öğretim yılında Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. 1987-88 yılları arasında araştırma amacıyla Mısır’a gitti. Dönüşünde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra aynı bölümde asistan oldu. 1989’da doktora çal ışmalarını yapmak için gittiği ABD’de New York Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarına devam etmektedir. İlk olarak 1982’de neşredilen Bilimin İslâmî Temelleri adlı çeviriyle yayın hayatına başladı. Mısır’da bulunduğu sırada Arapça olarak kaleme aldığı “Tatavvuru ‘ılmi’l-ictimâ‘ fî Türkiyâ el-mu‘âsıra: kıssatul’l-bahs ‘an huviyye cedîde (Çağdaş Türkiye’de sosyolojinin gelişmesi: bir kimlik arayışının hikâyesi)” adlı çalışması, el-Mecelletü’l-kavmiyye fi’l-ulûmi’l-ictimiyye ve’l-cinâiyye (Mısır millî sosyal bilimler ve kriminoloji dergisi)’nde yayınlandı. Halen tarihî süreç içerisinde sosyal değişimin İslâmî bilgi sistemleri ve aydınlar üzerindeki etkileri konusundaki çalışmalarını sürdüren yazar, evli ve bir çocuk babasıdır.
Prof. Dr. Recep Şentürk sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











