"İnsan en çok kendine geç kalır.'' Her sabah üzerine kömür karası bir zırh geçirip Kadıköy’deki odasından çıkan Veli için hayat, artık bir varoluş değil; bir maske kuşanma merasimiydi. Levent’in göğe yükselen cam kafeslerinde, toplantı odalarının steril yalanlarında ve Beyoğlu’nun duman altı kafelerinde aranan o sahte zaferler... Zarafetin kibirle, nezaketin acımasız bir otoriteyle yer değiştirdiği bir çağda; insan kendi kalbini nereye kadar inkâr edebilir? Muhannet, modern insanın başkalarının takdirini kazanmak uğruna kendi özüne ördüğü kalın duvarları, bir temizlikçinin ürkek bakışında ve tozlu bir sahafın cızırtılı radyosundan yükselen bir Anadolu türküsünde yerle bir ediyor. İstanbul’un cam kulelerinden Sivas’ın dondurucu ayazına uzanan bu içsel göç; dikilen gösterişli kumaşların değil, sökülen dikişlerin ve çıplak kalan bir vicdanın hikâyesidir. Aynanın karşısına geçmeye ve kendi dikeninizle barışmaya hazır mısınız?
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Bu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.