Elinizdeki kitap, Cengiz Güleç’in mesleki, siyasi ve entelektüel hayatını etraflıca anlattığı mülakatlar ile yine bu alanları kapsayan seçme yazılarından oluşmaktadır. Bu mülakatlar ve yazılar Türkiye’nin yakın sosyal ve siyasi tarihine ışık tutmakla birlikte, Cengiz Güleç’in dünyasını bize sarih biçimde sunmaktadır. “Nietzsche’nin deyişiyle, şeylerin ebedi tekrarı bize dünyevi kılıklarımızı yeniden giydirse bile, hafızanın yokluğunda bu ne işe yarar? Geçmiş ile gelecek arasında bağ kurulmalı… Kişilerin yaşam öyküleri içinde gündelik hayatın tarihi gizli. Kültürel belleğimiz, büyük harfli tarihin içinde değil, gündelik hayatın, görünmeyenin içinde saklı. Arşivlere girmeyen ya da giremeyen ama deneyim, hatıra, bellek üzerine odaklanan bir tarih var ki orada da hakikatin bir yüzü var bence. Geçmişi yazmak demek, her seferinde geçmişi bir daha icat etmek gibi ya da şöyle diyelim, geçmiş yeniden ve yeniden yazılmaya hep açık... Cengiz Hoca da, yaşayan, organik bir tarihin dinamik bir öznesi olarak karşımızda, anlatmaya açık bir hâlde duruyordu.” Ceylan Akgün
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Nesini Söyleyim Canım Efendim, Prof. Dr. Cengiz Güleç'in yaşamı boyunca biriktirdiği anıları derleyerek okuyucuya sunan bir eserdir. Eser, yazarın çocukluk anılarından başlayarak, gençlik dönemine, aile ilişkilerine ve dostluklarına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Her bir anı, yazarın hayatında önemli bir yer tutan olayları ve insanları içermektedir. Özellikle, geçmişle yüzleşme, hatıraların ilham verici gücü ve insan ilişkilerinin derinliği üzerinde durulmaktadır. Anılardaki detaylı betimlemeler, okuyucuyu yalnızca bir gözlemci değil, aynı zamanda bir katılımcı haline getirir. Bu sayede, eser okuyucunun kendi anılarını sorgulamasına ve geçmişiyle yeniden bağlantı kurmasına olanak tanır. Yazar, samimi bir dille, hayatın iniş çıkışlarını, sevinçleri ve hüzünleri aktarırken, okuyucunun kalbine dokunan bir yolculuk sunar.
Nesini Söyleyim Canım Efendim, yaşamın çeşitli yönlerini, insan ilişkilerini ve anı biriktirmenin önemini vurgulayan bir eserdir. Yazar, kişisel deneyimlerini ve gözlemlerini aktararak okuyucunun iç dünyasına dokunmayı amaçlar. Anı türündeki bu eser, bireylerin hayatlarında iz bırakan anıları, duyguları ve düşünceleri ön plana çıkararak, okuyucuya derin bir öz değerlendirme fırsatı sunar. Aile bağları, dostluklar ve hayatta karşılaşılan zorluklar gibi evrensel temalar, eserin ana omurgasını oluşturur. Yazarın samimi dili ve içten anlatımı, okuru geçmişe götürerek unutulmaz anıların yeniden canlanmasına vesile olur. Bu tür eserler, bireylerin kendi hayatlarına dair yeniden düşünmelerini sağlarken, aynı zamanda toplumsal hafızayı da canlı tutar.
Bu kitapta belirgin bir karakter analizi yoktur, çünkü yazarın kendisi, birinci ağızdan aktarımlar yaparak okuyucuya kendi yaşamından kesitler sunmaktadır. Prof. Dr. Cengiz Güleç, anılarında, yaşadığı olayların ve ilişkilerin üzerinden kendisini ve çevresini tanıtır. Bu bağlamda, yazarın kişiliği, derin düşünceleri ve gözlem yeteneği, metnin temelini oluşturur. Her bir anı, yazarın içsel dünyasını ve yaşadığı dönemin sosyal yapısını anlamaya yönelik birer ipucu sunar. Bu bakımdan, yazarın karakteri, okuyucuya bir rehber niteliği taşırken, aynı zamanda empati kurmalarına yardımcı olur.
Bu eserde, anıların birey üzerindeki psikolojik etkisi önemli bir yer tutmaktadır. Yazar, geçmişte yaşadığı olayları ve bu olayların onun kişiliğini nasıl şekillendirdiğini sorgularken, okuyucuya da benzer bir içsel yolculuk yapma fırsatı sunar. Anıların, bireylerin kimlik oluşumunda ve duygusal iyileşme süreçlerinde nasıl bir rol oynadığına dair derin bir bakış açısı geliştirilmiştir. Özellikle, hatıraların yeniden canlandırılması ve üzerinde düşünülmesi, bireylerde kaygı, özlem ve huzur gibi karmaşık duyguların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum, okuyucunun kendi hayatındaki benzer deneyimlerle yüzleşmesine ve bu deneyimlerin getirdiği duygusal yüklerle başa çıkmasına yardımcı olur.
Eser, anıların ve yaşanmışlıkların insan hayatındaki yerine dair derin bir felsefi sorgulama sunmaktadır. Hayatın geçici doğası ve anıların kalıcılığı üzerine düşünceler, okuyucunun varoluşsal sorgulamalar yapmasına olanak tanır. Yazar, her bir anının, bireyin kimliğini nasıl inşa ettiğini ve zamanla nasıl bir anlam kazandığını irdeleyerek, yaşamın anlamına dair evrensel bir bakış açısı geliştirmektedir. Bu bağlamda, geçmişle barış yapmanın ve anıların getirdiği bilgeliğin önemine vurgu yapılırken, yaşamanın ve hatıra biriktirmenin insan olmanın temel unsurları olduğu ifade edilmektedir.
Bu kitap için yeterli bilgi bulunamadı.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Prof.Dr. Cengiz Güleç, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 24 kitabı yer alıyor. Kitapları 2002-2025 yılları arasında ARKADAŞ YAYINLARI, AŞİNA KİTAPLAR KELEPİR, Bilgi Yayınevi etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 267 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Psikoloji ve Genel kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Bir Terapistin Hakikat ve Anlam Dünyası” (okur puanı 8.82). Kitabın tanıtımından: ““Felsefe ve psikoloji”, fildişi kulelerden aşağıyı seyretmek değil, hümanist değerleri ve duyarlılığı yitirmeden, insanı anlama ve aşk sebebiyle bilfiil çalışmak anlamına geliyor. Psikiyatr & Psikoterapist Prof. Dr. Cengiz…” Litopya okurları bu kitaplara 140 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.70.
Prof.Dr. Cengiz Güleç sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri











