Beni İstanbul'dan Denizli'ye apar topar götüren o kitap.
Nita beni o kadar çok etkiledi, hikayesi içime o kadar işledi ki... Kendimi bir anda arkadaşlarımla birlikte iki günlüğüne Pamukkale’ye gelmiş ve o meşhur Cehennem Kapısı’nın (Plutonion) önünde dakikalarca beklerken buldum. Evet, tam olarak orada durup, o mistik ve ürpertici boşluğa bakarak Nita’nın bir yerlerden çıkıp gelmesini bekledim. Dışarıdan bakan biri için bu yaptığım çılgınca veya absürt görünebilir. Ama iyi bir kitabın, iyi kurgulanmış bir karakterin ruhumuzda açtığı o kapıyı ancak gerçek okurlar anlayabilir. Nita sadece sayfalarda kalan bir isim değil, benim için o antik taşların arasında, o gizemli sisin arkasında nefes alan bir gerçeklik artık. Nita Hakkında Hissettiklerim: Gerçekçilik ve Derinlik: Yazar karakteri o kadar canlı, o kadar dokunulabilir yazmış ki, kendinizi onun kaderine ortak olmaktan alıkoyamıyorsunuz. Atmosfer Gücü: Kitabın yarattığı o mistik ve karanlık hava, Pamukkale'nin tarihi dokusuyla birleşince bendeki etkisi yüz katına çıktı. Eğer bir kitap sizi evinizden çıkarıp hikayenin geçtiği o topraklara kadar götürebiliyorsa, o kitap amacına ulaşmıştır. Nita benim için sadece bir "okudum bitti" kitabı değil, unutulmaz bir yolculuk anısı olarak kalacak. Şimdi İstanbul'da çalıştığım ofiste kitaba bakıp bakıp "Nita gerçek hayatta bir yerlerde olmalı! Onunla Türk kahvesi içmeliyim!" diye sitem ediyorum içimden... Bir karakteri bu şekilde gerçekçi kılmak çok acımasızca bence :( #nita #perizatşen #kitapincelemesi #okudumbitti #hierapolis #pamukkale

