Zweig'in kitapları her zaman güzel ve çarpıcı duygular bırakıyor bende. ✨️Nedense kitaplarını okurken Zweig'in gerçek hayatta neden intihar ettiği anlamaya çalışıyorum. Hayat gerçekten çok garip... Gelelim kitaba :) Duygularını yitirmiş, hayata karşı hissizleşmiş bir adam düşünün. Her şey elinin altında ama içinde bir boşluk var. Ne keyif alabiliyor ne de acı hissediyor. Bir gün tesadüfen at yarışlarına gidiyor ve orada bir hırsızlık olayına tanık oluyor. Tam da burada, içinde kıpırdayan o eski duygular yavaş yavaş uyanmaya başlıyor. Sonra gece boyunca sokaklarda dolaşıyor, karanlık sokaklara giriyor, farklı insanlarla karşılaşıyor. Hatta bir kadının hayatına bile dokunuyor. Ve o gece boyunca yaşadığı her şey, onu içsel bir hesaplaşmaya götürüyor. İlk defa gerçek anlamda "yaşıyorum" diyor. Kısacık bir kitap ama insanın içini o kadar güzel eşeliyor ki… Beni en çok etkileyen şey, bir gecenin bile bir insanın içini büsbütün değiştirebileceğini görmek oldu. Sizce sizin olağanüstü geceniz ne zaman olmuştu? :) Düşünelim.💭❤️ Kitapta sevdiğim cümleler; ✨️Kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyleri başkaları için anlaşılır kılmak gibi niyetim yok. ✨️Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar… ✨️Size ait değilim artık, içinizden biri değilim, ama yükseklerde ama diplerde dışınızda bir yerlerdeyim. ✨️Niçin hayatımı zorlaştırmak istiyorsunuz? ✨️Daha iyi bir insan olduğumu iddia edecek cesaretim yok elbette ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum, çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum... ✨️Kimse kırlarda dolaşmıyordu. İnsanlar sanki konsolun üstüne bırakılan birer biblodan farksızdı. ✨️Ama yine de içimde derinde bir yerde, tıkalı kanallardan ve kaynaklardan da olsa,herkes gibi hayatın şiddetli nehirleri akıyordu.Her zaman hayattaydım ama yaşamaya cesaretim yoktu.Kendimi kısıtlamış ve kendimden gizlenmiştim. ✨️Sizin dünyanıza ait değilim! ✨️..hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum. İyi okumalar 🙋🏼♀️❤️✨️

















