'On Sekiz Saat bir cüretin romanı. Hem konusu hem de anlatım biçimiyle. Üstelik bir çeşit manifesto. Tam tavsiyelik.'-Tuna Kiremitçi-'Son yıllarda okuduğum en entelektüel macera romanı... Karakterlerini hayatın içinden seçmekle birlikte onları zaaflarına rağmen kahramanlaştırabilen sürprizli bir yazar...Nefes kesici bir geri sayım... Her tik tak ölüme doğru uzanan bir tehdit... İstanbul'un orta yerinde bir konsolosluk baskını ve hayatta kalma umudunu giderek yitiren bir grup insan... İşin ilginç yanı bunca gerilimli bir hikâyenin içinde İttihat ve Terakki'nin gizli tarihi, Çorum olayları ve Gezi Parkı direnişi muazzam bir anlatımla öykünün peşi sıra akıyor fonda... Deha ve ustalık sahibi bir kurgu.'-Kutlukhan Perker-'Erotizmin cesur ve cömert olduğu kadar doğal ve gerçekçi yazılabilmiş olması çok etkileyici... Kadın ve erkeğin duygusal çözülmelerini hikâyesine incelikle işleyen, şaşırtıcı ve merak uyandırıcı bir yazarın marifeti bu. Duygusal derinlikli erotizm, romana eşsiz bir keyif katıyor. Akılda kalmaktan ziyade his yaratmakta iddialı gibi...Kesinlikle bir kez daha okumak isteyeceğim kitaplardan biri...'-Barbaros Şansal-'Hikâyesi 18 saat içinde başlayıp biten kitap Teşkilat-ı Mahsusa'yı en iyi anlatan romanlardan biri... İçindeki seks sahneleriyle de fazlasıyla sert.'-Cengiz Semercioğlu-(Tanıtım Bülteninden)
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
On Sekiz Saat, zamanın ve anıların insana kattığı derinlik üzerine kurgulanmış bir romandır. Ana karakter, geçmişindeki önemli anları ve bu anların hayatına olan etkilerini sorgularken, yaşadığı belirsizlikler ve kaygılarla yüzleşir. Zamanın akışı içinde kaybolmuş hissetmesi, onu geçmişle ilgili derin düşüncelere sevk eder. Roman, ana karakterin içsel yolculuğunu ve bu yolculuk sırasında karşılaştığı diğer karakterlerle olan ilişkilerini detaylı bir şekilde ele alır. Her bir karakter, zamanın insan psikolojisindeki yansımalarını farklı bir perspektiften ortaya koyar. Geçmişin yükü, geleceğin belirsizliği ve anıların peşinde koşma temaları, roman boyunca işlenir. Sonuç olarak, On Sekiz Saat, okuyucuya zamanın insana kattığı derin duygusal deneyimleri hissettiren bir anlatı sunar.
On Sekiz Saat, zamanın ve geçiciliğin insan yaşamındaki etkilerini sorgulayan bir roman. Ertürk Akşun, bireylerin hayatlarındaki önemli anların nasıl şekillendiğini ve zamanın bu anlar üzerindeki etkisini inceliyor. Roman, insanın geçmişiyle yüzleşmesi, anıların peşinde koşması ve geleceğe dair kaygılarıyla dolu bir yolculuk sunuyor. Zamanın durmaksızın akışı karşısında bireylerin yaşadığı içsel çatışmalar, kayıp hissi ve özlem temaları üzerinde duruluyor. Ayrıca, zamanın birey üzerindeki etkisinin yanı sıra, toplumsal ve kültürel bağlamda da nasıl algılandığına dair derinlemesine bir bakış açısı sunuyor.
Romanın karakterleri, yaşamları boyunca zamanla ve anılarla sürekli bir hesaplaşma içindedir. Ana karakter, geçmişin izlerini taşırken, geleceğe dair belirsizlikler içinde debelenir. Bu karakterin içsel yolculuğu, okuyucuya zamanın geçiciliği ve anıların kalıcılığı üzerine düşündürücü bir perspektif sunar. Diğer karakterler ise, ana karakterin yaşadığı duygusal dalgalanmalara farklı bakış açıları getirir. Her bir karakter, zamanın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini farklı biçimlerde yansıtır; kimileri geçmişe takılı kalırken, kimileri geleceğe umutla bakar. Bu karakter zenginliği, romanın temalarının derinleşmesine katkı sağlar.
Romanın psikolojik boyutu, karakterlerin zamanla olan ilişkileri üzerinden şekillenir. Ana karakter, geçmişte yaşadığı olayların etkisi altında kalarak, anılarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu durum, onun ruh halini ve içsel çatışmalarını derinleştirir. Zamanın geçişi karşısında hissettiği kaygı, belirsizlik ve özlem, okuyucuya karakterin psikolojik durumunu anlamada yardımcı olur. Diğer karakterler de zamanın etkisiyle benzer duygusal çatışmalar yaşar, bu da toplumsal bir bağlamda insan psikolojisine dair derinlikli bir bakış sunar. Zamanın psikolojik etkileri, karakterlerin davranışlarına, kararlarına ve ilişkilerine yansıyarak, romanın genel atmosferini oluşturur.
On Sekiz Saat, zamanın doğası ve insanın bu doğayla olan ilişkisi üzerine felsefi bir sorgulama sunar. Zamanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu sorusu, romanın temelinde yatan felsefi bir temadır. İnsanlar, zamanın akışında kaybolmuş anılarla yaşarken, bu anıların gerçekliği üzerine düşünmekte ve varoluşsal sorgulamalar yapmaktadır. Geçmişin ağırlığı, geleceğin belirsizliği ve anıların değeri üzerine derinlemesine düşünceler, romanın felsefi katmanını oluşturur. Zamanın insan hayatındaki rolü, bireylerin yaşamlarını nasıl şekillendirdiği ve bu süreçte karşılaştıkları zorluklar, okuyucuya felsefi bir bakış açısı kazandırır.
On Sekiz Saat, Türk edebiyatının modern roman geleneği içinde yer alır ve Türk toplumunun zaman algısını sorgulayan bir yapıt olarak öne çıkar. 2019 yılında yayımlanan eser, geçmişle günümüz arasında köprü kurarak, toplumun değişen değerlerini ve bireylerin bu değişim karşısındaki duruşlarını ele alır. Türkiye'nin sosyal ve kültürel yapısındaki dönüşümler, romanın arka planında önemli bir yer tutar. Zamanın birey üzerindeki etkileri ve toplumsal bellek, romanın tarihsel bağlamını zenginleştirir. Bu bağlamda, On Sekiz Saat, Türk edebiyatındaki yerini alırken, okuyuculara tarihsel perspektif sunar.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Romanın karakterleri zamana karşı nasıl farklı tepkiler veriyor ve bu durum onların ilişkilerini nasıl etkiliyor?
Romanın karakterleri zamana karşı nasıl farklı tepkiler veriyor ve bu durum onların ilişkilerini nasıl etkiliyor?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla kesişti. İyi de oldu. Kitapçı tezgahlığından kitabevi mağaza müdürlüğüne, satış ve satın alma müdürlüğünden genel yayın yönetmenliğine dek uzanan geniş bir kitapçılık serüveni oldu. Şu sıralar Destek Yayınları genel yayın yönetmeni olarak görev yapıyor. Kitapla ilgili ne iş olsa yaparım motivasyonuyla yaşıyor. Okumayı ço k seviyor ve okuyarak da para kazanıyor. Yazmadığı ve uyumadığı zamanlarda eşi Şule, çocukları Ateş ve Güneş’le vakit geçiriyor. Şimdiye dek Ateş, Agafya, Yarım Kalan ve 18 Saat adlı kitapları kaleme aldı. Yapacak daha iyi bir iş bulamadığı sürece yazmaya devam edecek.
Ertürk Akşun sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri










