Lisbeth'in Kızılması, Mikael'in Durgunlaşması
Lisbeth bu sefer daha da sinirliydi, ama bu öfkenin içinde bir tür savunmasızlık görmek beni şaşırttı—sanki NSA'yı hacklemek onun için bir terapi gibiydi, yoksa gerçek bir çözüm değil. Mikael ise bana biraz donmuş geldi; eski Lisbeth'i arayan bir adam gibi davranıyor, ama o artık başka biriydi ve kitap bu değişimi tam çıkaramadı bence. Profesör Balder'in girmesiyle birlikte hikaye hızlandı ama karakterlerin iç dünyasından uzaklaştığımız hissine kapıldım—Larsson'ın klasik tarzı vardı ama bu sefer sanki formülü tekrarlıyormuş gibi hissettim.


















