Acı bir yaşamın sessiz tanığı olmak
Tarancı'nın otuz beş yaşına kadar olan yaşamını okurken, sanki birinin omzundan onun hayatına bakıyordum — ama o gözler çok hüzünlü. Kitap seni sürüklemiyor, aksine seni yavaşlatıyor; her sayfada bir boşluk, bir eksiklik hissediyorsun ve bu eksiklik bilerek bırakılmış gibi geliyor. Tarancı'nın hayatının parçalanmışlığı — Paris'ten Ankara'ya, umutlardan hastalığa — beni hem yaklaştırdı hem uzaklaştırdı; çünkü bu kadar kısa ve acılı bir hayatı okumak, biraz da kendi belirsizliklerimle yüzleşmek gibi hissettirdi. Belki tam olarak hoşlandığını söyleyemiyorum ama unutamıyorum da.

















