Bir âlem, bir âlim, bir dosttu... Aldığı onca ödül, sitayiş veya methiye hayatta en hakiki mürşitlerden saydığı sahici samimiyetini hiç gölgelemedi. Görünmeyi dert edenler bir görünür, bir kaybolur. O, görünmeyi dert etmeden görünürleşerek bir deniz feneri haline geldi. Doğdu; haylaz bir çocuktu. Mütevazı bir şekilde filozofça yaşadı ve dimdik ayakta kucakladı ölümü. Her şeyden önce ve sonra bir insandı. İnsansa 'ölçülmez, biçilmez, kalıba sığmaz bir bilmece!'Teoman Duralı, sadece bir felsefeci değil; çağını aşan bir medeniyet düşünürüydü.Bir biyolog titizliğiyle düşüncenin damarlarında gezinir, bir kâşif gibi hakikatin izini sürerdi. Sadece düşünce hayatımıza kattıklarıyla değil, yaşantısıyla da ufuk açan Duralı'nın Zonguldak'taki çocukluk günlerinden İstanbul Üniversitesi'nin kürsülerine,Batı düşüncesiyle hesaplaşmasından Türk medeniyet tasavvurunu yeniden kurma çabasına uzanan entelektüel yolculuğu kendi sözleriyle dile geliyor.Modern çağın salvolarına karşı dimdik duran bir bilincin, Batı'nın büyüsüne kapılmadan evrensel düşünmenin ve Türkiye'de felsefe yapmanın onurlu yalnızlığının hikâyesi bu.Babamızın hayatında mihenk taşı olan iki kavram vardır; utanma duygusu ve ödev bilinci. Bunu bizlere öncelikle davranışlarıyla ve yaşantısıyla aktarmaya çalışmıştır.'Elif Çağlayan-Deniz Duralı'Teoman Duralı'nın hem yaşam hem fikir dünyası, modernliğin maddeci anlayışına karşı, ahlak, hikmet ve metafizik derinlik üzerine kurulu bütüncül bir insan ve medeniyet tasavvurudur. Ona göre 'beşer' olarak doğulur, ahlak, hikmet ve terbiye yolculuğu sonunda 'insan' olunur.Ahmet Dağ 'Batı'nın merak ve titizliği, Doğu'nun bilgelik ufku. İnsana, kültüre, coğrafyaya dostluk. Muhteşem bir gözlem yeteneği üzerine felsefeyle örülü bir tefekkür. İşte dost Teoman Duralı'nın gönlümüzden hiç silinmeyecek izleri.'Prof. Dr. Kenan GürsoyArka iç kapak:Ve, sonuç olarak:Duralı'nın, çağın tüketiciliğine ve sığlığına karşı tüm bu keskin felsefi itirazları ve bu itirazların ortaya çıkardığı ikilikler, nihayetinde bir seçimle sonuçlanır. Kitap, sarsıcı bir üslupla, okuru bu ikilikler karşısında bir tavır almaya davet eder:Ya, Zaman'ın önlenemez akışına kapılıp köksüz, hafızasız, amaçsız ve yalnız bir birey olarak tükenecektir.Ya da, Zaman'ın anlamlı sürekliliğini keşfederek, bir medeniyet varlığı olarak geleneğin bilgeliğiyle buluşacak ve yeni bir anlam dünyası inşa etmek için mücadele edecektir.Duralı'nın kendisi, radikal bir eleştirel duruşla, kitabın her satırında ikinci seçeneğin savunuculuğunu yapar. 'Öyle Geçer ki Zaman' bu tercihin manifestosudur.Çiğdem Dürüşken (Tanıtım Bülteninden)
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Öyle Geçer ki Zaman, Ayşe Yılmaz'ın yaşamına ve deneyimlerine dayanan bir otobiyografi olarak, bireyin zamanla olan ilişkisini derinlemesine ele alıyor. Kitap, yazarın çocukluğundan başlayarak, gençlik dönemine ve yetişkinliğine kadar uzanan bir zaman diliminde, geçirdiği önemli anları ve dönüm noktalarını inceliyor. Aile ilişkileri, dostluklar, kayıplar ve kazanımlar, yazarın hayatını şekillendiren unsurlar arasında yer alıyor. Her bölüm, zamanın geçiciliği üzerine düşüncelere ve anıların nasıl biçimlendiğine dair içsel sorgulamalara yer veriyor. Yılmaz, geçmişten gelen anıların, bireyin kimliğinin oluşmasındaki etkisini ortaya koyarken, okuyucuya da kendi yaşamındaki benzer yansımaları düşünme fırsatı sunuyor. Zamanın nasıl geçtiği, anıların nasıl saklandığı ve geleceğe dair umutlar, kitabın temel taşlarını oluşturuyor.
Öyle Geçer ki Zaman, yaşamın geçiciliğini ve anların değerini vurgulayan bir eser olarak öne çıkıyor. Ayşe Yılmaz, bireyin zaman içindeki yolculuğunu, anıların ve deneyimlerin insanı nasıl şekillendirdiğini inceliyor. Bu kitap, okuyucuya hayatın her anının kıymetini bilme konusunda bir çağrıda bulunuyor. Zamanın akışı, bireyin içsel dünyasıyla birleşerek, hem kişisel hem de toplumsal hafızayı oluşturuyor. Yazar, bireysel hikayeler aracılığıyla evrensel temaları işleyerek, okurun duygusal bir yolculuğa çıkmasını sağlıyor. Geçmişle yüzleşme, kayıplarla başa çıkma ve zamanın getirdiği değişim, eserin ana temaları arasında yer alıyor.
Kitabın karakterleri, Ayşe Yılmaz'ın kendi yaşamından izler taşıyan, derin ve çok boyutlu bireylerdir. Her biri, zaman içinde farklı deneyimler yaşamış ve bu deneyimlerden dersler çıkarmıştır. Karakterler, geçmişleriyle yüzleşirken, aynı zamanda geleceğe dair umut ve beklentilerini de taşırlar. Yazar, karakterlerin içsel çatışmalarını ve duygusal derinliklerini ustaca betimlerken, okuyucuya empati kurma fırsatı sunar. Bu karakterler, sadece bireysel hikayeleri ile değil, aynı zamanda toplumsal bağlamlarıyla da dikkat çeker. Zamanın geçiciliği, karakterlerin yaşamlarında önemli bir rol oynamakta ve bu da onları daha da derinleştirerek, okuyucunun zihninde kalıcı bir etki bırakmaktadır.
Ayşe Yılmaz'ın Öyle Geçer ki Zaman adlı eserinde, bireyin psikolojik durumu ve zamanla olan ilişkisi önemli bir yer tutar. Yazar, zamanın geçişinin birey üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyerek, anıların bireyin psikolojik yapısındaki rolünü ortaya koyar. Geçmişin izleri, bireyin bugününü nasıl şekillendirdiği üzerinde durulurken, kayıplarla başa çıkma, nostalji ve özlem gibi duyguların etkisi de gözler önüne serilir. Bu bağlamda, yazarın karakterleri, yaşadıkları anılar aracılığıyla kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşirken, okuyucuya da bu süreçte empati kurma imkanı sunar. Zamanın geçiciliği ve anıların etkisi, bireyin psikolojik sağlığını ve kimliğini derinden etkiler.
Öyle Geçer ki Zaman, zaman kavramını ve onun insan yaşamındaki yerini felsefi bir bakış açısıyla sorgular. Yazar, zamanın doğasını, geçiciliğini ve anların değerini ele alarak, okuyucuya derin düşünceler sunar. Zamanın akışı, insanın varoluşunu nasıl etkiler? Anılar, bireyin kimliğini nasıl şekillendirir? Bu sorular, eserde sıkça karşımıza çıkar. Yılmaz, geçmişle yüzleşme ve geleceğe umutla bakma arasındaki dengeyi kurmaya çalışırken, okuyucuya zamanın geçici doğasının getirdiği kayıplar ve kazançlar hakkında düşünme fırsatı verir. Bu felsefi sorgulamalar, eserin derinliğini artırarak, okuyucunun kendi yaşamına dair düşünceler geliştirmesine olanak tanır.
Bu kitap için yeterli bilgi bulunamadı.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Ayşe Yılmaz, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar. Litopya kataloğunda 7 kitabı yer alıyor. Kitapları 2007-2025 yılları arasında BERİKAN YAYINEVİ, MOLA KİTAP, Ötüken Neşriyat etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 287 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Edebiyat ve Biyografi-Otobiyografi kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Öyle Geçer ki Zaman Teoman Duralı Kitabı” (okur puanı 8.33). Kitabın tanıtımından: “Öyle Geçer ki Zaman, Teoman Duralı’nın, bugüne dek gezip gördüğü yerler, okuyup araştırdığı konular üzerinden bir hakikat arayıcısının izlerini sürüyor. Anılarındaki capcanlı ayrıntılar, sarih ve berrak bir zihin örneği…” Litopya okurları bu kitaplara 56 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.87.
Ayşe Yılmaz sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri