Felsefe yerine Kaos
Robbins'in Batı-Doğu karşıtlığı çerçevesinde insan doğasını anlatmak istediği fikir güzel, ama romanın kendisi bu fikri taşıyamıyor—çok saçma, çok dağınık, karakterler tutarsız ve motivasyonları belirsiz. Yüzyıllar süren bir yolculuktan bahsediliyor ama okurken hiç bir bağlantı kuramadım, sadece garip olaylar peş peşe geldi ve ben de 'ne oluyor burada?' diye soruştum. Yazarın oyunculuk derecesinde yazmakla gurur duyması beni rahatsız etti—oyunculuk iyi bir şey değil, mesaj kayboluyor. Doğu'nun bilgeliği, Batı'nın çelişkisi gibi temalar çok sığ kalıyor, derinleştirilmiyor, sadece ilan ediliyor. Sonunda kitabı bitirdim ama hiçbir şey değişmemiştim kendimde—ne anladığımdan emin değilim, ne de umurumda.










