Mektupların nefesi beni taşıdı
Nazım'ın mektuplarını okurken fark ettim ki bu kitap seni bir ritme çekerek ileriye taşıyor — ne hızlı, ne yavaş, tam da kalbin atışının hızında. Her mektup bir soluk gibi geliyor, birbirinin peşi sıra öyle doğal bir akışla ki sayfaları çevirirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Özellikle siyasi esir olmanın acısıyla sevginin sıcaklığını yan yana koyan yerlerde, bu iki duygu arasındaki tempo değişimi öyle güzel işlenmiş ki okuyucu olarak hem sıkışmış hissediyorsun hem de kurtuluş buluyorsun. Kitabın temposu beni sadece okumaya değil, mektupların arasında durup düşünmeye de davet ediyor — bu ritim, bu tempo olmasa bu kitap hiç aynı etkiyi yaratmazdı.












