Nefes aldırmayan bir sürükleyiş
Piyon'u bir oturumda bitirdim, sayfaları çevirirken hiç durmak istemedim. Carter'ın kurgusu öyle akıcı ve hızlı ki, Kitty'nin her kararında kalbin atıyor—bir sahneden diğerine geçiş o kadar doğal ve gergin ki, fark etmeden ilk yarısını geçiveriyor insan. Özellikle ikinci bölümde tempo arttığında, karakterlerin içinde bulunduğu ikilemle beraber okuyucu da soluk soluğa kalıyor. Hiçbir gereksiz diyalog yok, her cümle önemli; bu da kitabı sadece hızlı değil, aynı zamanda çok etkili kılıyor. Distopya olmasına rağmen hisler ve insan ilişkileri ön planda kaldığı için, aksiyon ve duygusal derinlik mükemmel bir ritimle iç içe geçmiş.







