Bukowski'nin Yorgunluğu Bana Bulaştı
Pulp'u okurken çoğu zaman eğlendim ama aynı zamanda mutsuz hissettim — Nicky Belane'nin içinde boğulduğu o karmaşık, anlamsız işlerin peşinde koşturulması beni de yordu sanki. Bukowski'nin sürreal detektif oyunuyla ilgili yaratıcılığı bariz, ama sonunda hissettim ki kitap beni bir yere götürmüyor, sadece onu takip etmemi istiyor. Karakterin dünyasına girip çıktığımda kendimi ne daha bilge ne de daha boş hissettim — sadece tüketilmiş, tıpkı Bukowski'nin kahramanı gibi.













