Hatırlamalıyız ki, Birinci Dünya Savaşının "tehcir" adı verilen 1915-1918 döneminin sorumluları, aynı insanlık dışı oyunu yüz yıldır, bugün de pervasızca sürdürmektedirler. Savaşta isyancı Ermenileri, "iki deniz arasında devlet kurduracağız" diyerek aldatıp, kendi ülkelerine karşı kullanarak yüzbinlerce masum insanımızın kanına girmişlerdir. O günün emperyalistleri, bugün de işbaşındalar. Bunun içindir ki, emperyalizmin çıkar rüzgârına kapılan edebiyatçıları (!); saldırganı mağdur, mağduru saldırgan gösterecek kalemleri kiralamışlardır, istismar yarışını başlatmışlardır. Masum ve asil vicdanların sesi olması gereken edebiyat; kin, nefret, düşmanlık ve intikamın aracı yapılabilmektedir. Sahte şan, şöhret, çıkar ve ödül düşkünleri sıraya girmişlerdir. Kısaca, bir tarafta vicdanları kirletilmiş sefiller, öbür tarafta hak ve hukuk adına ruhları kıyama kalkanlar vardır. “RUHUM KIYAMA KALKTI” romanı, bu manada ilk olsa gerektir. Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı ve (E) Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu …Çünkü bazı Ermenilerin soykırım, tarihçilerin de tehcir dediği zorunlu göç olayında, sadece Ermeniler değil, binlerce Türk ve Kürt de hayatını kaybetti. Dünya bunu görmediği gibi, tek bir olgu üzerine yoğunlaştı; Ermeniler'e zulüm yapıldığı iddiası... Ne yazık ki, olaylara tek taraflı bakan bazı Türk aydınlar da buna çanak tuttu. Ta ki, Emrullah Özdemir adında, genç ve yetenekli bir yazarın "sıradışı" davranıp, Ermenilerin katlettiği Türklerin acı öykülerini belgelere dayanarak kitap haline getirene dek... Kitabın adı, "RUHUM KIYAMA KALKTI"... Çok özel bir kurgu ve etkileyici bir dille anlatılmış, Ermeni komitacıların Türklere ve Kürtlere yaptığı zulüm, işkence ve vahşet... Sevgili Emrullah Özdemir! Sana özgüven borçluyum, çünkü bazı Ermenilerin çocukluğumuzdan bu yana, bizi ve çocuklarımızı baskı altına alıp mahçup etmesine, seyirci kalmadığın için... Şöhret olma peşinde koşmadan, tribünlere oynamayıp sadece gerçeği araştırmayı amaç edindiğin için... Senin gibi cesur kalemler sayesinde, artık başımız dik... Hürol Dağdelen / Yeni Asır - 30 Nisan 2015 Yazar Emrullah Özdemir, Akçağ yayınlarından çıkan o harika TOMRİS romanından sonra, yeni romanı “RUHUM KIYAMA KALKTI” eseriyle, hepimizin duygu dünyasını sarstı! Ermeni komitacılarının Türklere uyguladığı vahşet, ancak bu kadar anlatılabilirdi. 190 sayfalık romanın her sayfası insanı dehşete düşürüyor. Öyle ki, romana daldığınızda, aldatılmış Ermenilerin ’insan olup olmadığı’ bir an aklınıza takılıyor... Bu roman her Türk’ün evine girmeli. Yazar Emrullah Özdemir’i alkışlıyorum. Eseri yayımlayan Akçağ Yayınevi’ni kutluyorum. Mevlüt Uluğtekin Yılmaz / Yeniçağ - 14 Mayıs 2015
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Ruhum Kıyama Kalktı, bir bireyin ruhsal yolculuğunu ve içsel çatışmalarını keşfettiği etkileyici bir roman. Ana karakter, yaşadığı zorluklarla başa çıkmaya çalışırken, geçmişiyle yüzleşmekte ve kendi içsel huzurunu bulma arayışına girmektedir. Kitap, ruhsal uyanışın sancılarını ve insanın kendini bulma mücadelesini ele alarak, okuyucuya derin bir düşünsel alan sunuyor. Ana karakterin içsel yolculuğu boyunca karşılaştığı çeşitli olaylar, onun öz benliğiyle olan ilişkisini sorgulamasına yol açar. Bu süreçte çeşitli karakterlerle etkileşimde bulunarak, her biri ona farklı bir bakış açısı kazandırır. Romanın ilerleyişi, okuyucuyu karakterin duygusal ve ruhsal değişimlerine tanıklık etmeye davet ederken, aynı zamanda hayatın anlamı üzerine düşündürtmektedir.
Ruhum Kıyama Kalktı, insanın varoluşsal sorgulamaları ve ruhsal yolculuğu etrafında dönen bir temaya sahiptir. Yazar, karakterleri aracılığıyla yaşamın anlamını, insanın içsel çatışmalarını ve ruhsal dönüşüm süreçlerini irdelemektedir. Roman, bireyin kendi iç dünyasıyla yüzleşmesi, geçmişiyle hesaplaşması ve geleceğine dair umut arayışını derinlemesine ele almaktadır. Temanın merkezinde, insanın ruhsal uyanışı ve bu uyanışın getirdiği içsel huzur ya da çatışmalar yer alır. Bu bağlamda, yazar, okuyucuyu varoluşsal bir sorgulamaya davet ederek, hayatın getirdiği zorluklar karşısında insanın nasıl bir tutum geliştirebileceğini sorgular.
Kitapta yer alan karakterler, derinlemesine işlenmiş ve psikolojik olarak zengin bir yapıya sahiptir. Ana karakter, ruhsal bir yolculuğa çıkan bir birey olarak, içsel çatışmaları ve dönüşümleriyle dikkat çekmektedir. Kendi kimliğiyle yüzleşmesi, geçmişteki deneyimlerinin ağırlığını hissetmesi ve bu süreçte karşılaştığı zorluklar, karakterin derinliğini artırmaktadır. Diğer karakterler ise ana karakterin yolculuğuna eşlik eden, onun ruhsal değişimini etkileyen figürler olarak karşımıza çıkar. Her biri, insan ruhunun farklı yönlerini temsil etmekte ve bu sayede eserdeki tematik derinliğe katkıda bulunmaktadır.
Ruhum Kıyama Kalktı, insan psikolojisinin derinliklerine inerek, bireyin içsel çatışmalarını ve ruhsal dönüşüm sürecini gözler önüne sermektedir. Ana karakterin yaşadığı ruhsal buhranlar, onun kişilik yapısını ve varoluşsal sorgulamalarını etkiler. Bu bağlamda, yazar, karakterin içsel dünyasındaki çatışmaları ve duygusal dalgalanmaları ustaca betimleyerek, okuyucunun karakterle empati kurmasını sağlar. Roman, bireyin kendi kimliğiyle yüzleşmesi ve ruhsal uyanışını gerçekleştirmesi sürecinde karşılaştığı zorlukları ele alırken, aynı zamanda bu yolculuğun bir tür psikolojik iyileşme süreci olduğunu da vurgular.
Kitap, varoluş felsefesi açısından derin bir sorgulama sunmaktadır. İnsan doğasının karmaşıklığı, bireyin yaşamı boyunca karşılaştığı anlam arayışı ve ruhsal huzuru bulma çabası, romanın felsefi boyutunu oluşturur. Yazar, karakterlerinin ruhsal yolculuklarıyla, varoluşsal kaygıları ve bireyin kendini bulma çabalarını ele alırken, okuyucularını da bu sorgulamalara yönlendirmektedir. Bu bağlamda, ruhsal uyanış ve içsel huzurun sağlanması, yalnızca bireysel bir çaba değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir bağlamda da ele alınması gereken bir olgudur.
Ruhum Kıyama Kalktı, çağdaş Türk edebiyatının önemli bir parçası olarak, bireyin ruhsal yolculuğunu modern toplumun getirdiği zorluklarla bağdaştırmaktadır. Bu bağlamda, yazar, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal baskıları ele alarak, günümüz Türkiye'sindeki insan ruhunun durumunu yansıtmaktadır. Roman, mevcut toplumsal dinamikler ve bireyin bu dinamikler karşısındaki duruşunu sorgularken, okuyucuya tarihi bir perspektif sunar. Eser, bireyin kendini bulma çabasıyla toplumsal gerçeklik arasındaki çatışmayı irdeleyerek, tarihsel bir bağlamda da derinlemesine bir analiz yapmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Ana karakterin ruhsal yolculuğu, okuyuculara hangi yaşam derslerini sunmaktadır?
Ana karakterin ruhsal yolculuğu, okuyuculara hangi yaşam derslerini sunmaktadır?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1983 Ankara doğumlu yazar, kendini geçmişin gölgede kalmış kahramanlarını anmaya adayan bir tarih aşığı. Popüler kültürle yoğrulan genç neslin hızla dejenere edilmeye çalışıldığı bir dönemde yaşıyor olmanın kaygısıyla yazan, toplumsal yozlaşmanın önüne geçebilmek için milli bilincin tekrar canlandırılması gerektiğine inanan ve eserleriyle inandığı bu düşünceye katkıda bulunmaya gayret eden bir ada m.
Emrullah Özdemir sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri










