İlk Baskı Notları | Geyikler ve Saatler Bazı kitaplar okunmaz; okurun dilini ve zaman algısını yeniden kurar. Geyikler ve Saatler, Lale Müldür’ün yalnızca şiir yazmadığı, dilin sınırlarını deneysel bir alana dönüştürdüğü metinlerden biri. İlk baskıyı elde tutmanın heyecanı, yalnızca bibliyofil bir haz değil; Türk şiirinde yeni bir sesin ilk titreşimlerine tanıklık etmenin de ayrıcalığı. Müldür, bu kitapta anlamı doğrusal bir hatta ilerletmek yerine parçalar, erteler ve çoğaltır. Geyik imgesi masumiyet ile vahşilik arasında dolaşırken, saat ise kronolojik zamanı değil, belleğin kırılgan ritmini ölçer. Böylece şiir, okunacak bir metinden çok içinde dolaşılacak bir mekâna dönüşür. Bugün geriye dönüp bakıldığında Geyikler ve Saatler, 1980 sonrası Türk şiirinin en özgün kırılma noktalarından biri olarak okunabilir. Modernizm, mitoloji, popüler kültür ve düşsel imgeler aynı sayfada birbirini bozmadan var olmayı başarır. Lale Müldür’ün şiir evrenini kuran pek çok izlek de ilk güçlü biçimiyle burada görünür. İlk baskılar bazen yalnızca eski bir kitabı değil, edebiyat tarihinin henüz geleceğini bilmediği bir ânı taşır. Geyikler ve Saatler de tam olarak böyle bir kitap: Hem koleksiyon değeri taşıyan bir nesne hem de her yeniden okumada başka bir kapısını açan canlı bir şiir evreni.


















