Gerçek iyilik nedir ve biz iyilik yaparken aslında kimi tatmin ediyoruz?
Gerçek iyilik nedir ve biz iyilik yaparken aslında kimi tatmin ediyoruz? Zweig, romanda acıma duygusunu ikiye ayırır. Biri, karşındakinin acısına dayanamayıp sırf kendi vicdanını rahatlatmak için bir an önce durumdan kaçmaya çalışan "sabırsız acıma"dır. Genç teğmen Hofmiller’ın yaptığı tam olarak budur. Edith’i incitmemek, onu kırmamak adına net bir duruş sergileyemez; sahte umutlar ve zoraki bir şefkat sunar. Ancak bu "hayır diyememe" hâli ve sınır çizemeyen iyi niyet, açık bir kötülükten çok daha büyük bir yıkıma, Edith’in trajik sonuna yol açar. Gördüm ki, sınırları çizilmemiş, dürüstlükten uzak bir iyilik, aslında bir insanı incitebileceğimiz en keskin silaha dönüşebiliyormuş. Sabırsız Yürek, her şeyin maddi bir karşılığının olduğu modern dünyaya karşı ruhsal bir manifesto niteliğinde. Bu roman bana, hayatta sadece netliğin ve dürüstlüğün gerçek bir iyilik olduğunu, vicdan azabından kaçmak için takınılan o sahte "kıyamama" maskesinin ise sadece yıkım getirdiğini öğretti. Sorumluluk almaktan korkan bir yüreğin iyiliği, ne yazık ki sabırsız bir zehirden farksızdır.





















