Sahaf Mendel, kitapların arasında kaybolmuş bir adamın öyküsüdür. Mendel, bir sahaf olarak, edebiyatın büyülü dünyasında kaybolmuş, ancak gerçek hayatta yalnızlık ve yabancılaşma ile mücadele eden bir bireydir. Roman, Mendel'in hayatı boyunca karşılaştığı insanlar, anılar ve kitaplar aracılığıyla şekillenir. Mendel, sahaf dükkanında geçirdiği zamanlarda, okuyucularına kitapların hayatındaki önemini ve insan ruhuna etkisini aktarırken, aynı zamanda kendi içsel çatışmalarını da gözler önüne serer. Geçmişiyle hesaplaşırken, toplumdan yabancılaşması ve insan ilişkilerindeki yüzeyselliği, onun hayatını derin bir melankoli ile doldurur. Zamanla, Mendel'in içindeki bilgiye ve kitaplara olan tutku, ona hem bir kaçış hem de bir hapsolma duygusu verir. Roman, Mendel'in hayatındaki bu zıtlıkları, okuyucuya hissettiren bir dille aktarır.