Hani korku filmi izlerken battaniyeyi gözünüze kadar çekip korka korka izlersiniz ya kitabı aynen öyle okudum. Hele hele bazı bölümleri okuduktan sonra devam etmemeye karar versem de kitabı bırakamadım. Kitabın konusu 16 yaşında Deborah isimli bir kızın tümor hastalığının yan etkisinden kaynaklı akıl hastalığı geçirmesi. İşin garip olanı ise kitabı biraz araştırınca kitabın aslında yazarın hayatı olduğu öğrenmem oldu. Kitapta delilik ile normallik arasındaki geliş gidişler çok iyi işlenmişti. Deborah ın ne zaman aklı gitse ben korkuyordum 😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫😵💫 Kitaptan sevdiğim alıntılar; 🦋 “hiçbiri benden özür dilemedi; biri bile. ne öyle duygusuzca içime girdikleri için, ne bütün o sancıları çekmeme ve bundan utanç duymama neden oldukları için, ne de benimle alay edercesine bu kadar uzun bir süre ve bu kadar aptalca yalanlar söyledikleri için. bu yaptıkları için onları bağışlamamı hiçbir zaman istemediler benden, ben de onları hiçbir zaman bağışlamadım.” 🦋Üstelik benim düşmanım, ne nefret edebileceğim ne de bağışlayabileceğim bir insan. 🦋Üzüldüğüm zaman... Genellikle doğru dürüst göremiyorum. 🦋Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim...Ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tüm gerçeklik savaşım. Özellikle bütün psikoloji, felsefe, sosyoloji dalı ile ilgilenen bağlantılarımın okumasını tavsiye ederim. Kitabı çok beğendim⭐️







