“...Sarı Sessizlik, edebiyatımızda bir eşine daha rastlanılması çok zor olan, gerçek anlamda bir savaş romanı. Cihangir Akşit’in bu roman için geniş bir tarih araştırması yapmış olduğu belli. Bu yönüyle “Sarı Sessizlik”, edebiyat eserlerinin aynı zamanda nasıl bilgi kaynağı olabileceğine ait mükemmel bir örnek. Romanın en güçlü yanı ise, kanımca sonlarına doğru, Mülazım Sacit’in ağzından savaş olgusuyla bir yaman bir hesaplaşmaya dönüşmesi... Mülazım Sacit’in, küçük Zincan’la yaptığı konuşmalar, sadece öldürmeye yarayan savaşa karşı bir hayat dersidir: “Mesela, bak şu karşı tepedeki yeşilliklere; eğer aralarındaki onlarca ton farkını, koyuyu, çok koyuyu, açığı, sarıyı, kırmızıyı, yeşili gözünde ve ruhunda hissedebiliyorsan, yaşıyorsun demektir… Gördüklerini, işittiklerini, okuduklarını, dokunduklarını kıyaslayıp aklınla sorgulayarak güzeli bulabiliyorsan yaşıyorsun demektir…” -Ahmet Cemal, Yazar-Çevirmen, Cumhuriyet Gazetesi “Çok enteresan. Bir paşa Sarıkamış’ın romanını yazmış. [...] Fiktif roman, evet fiktif roman, ama Sarıkamış üzerine gayet güzel [...]” -Murat Bardakçı, Haber Türk TV “Cihangir Akşit’in son derece güzel bir çalışması: Sarı Sessizlik. 1914-1915’in o unutulmaz kışında doğu cephesinde yaşananları okuyunca insanın tüyleri diken diken oluyor. Bir iki sayfa bakar işime dönerim diye düşündüm, bir iki sayfa derken bir de baktım 50. sayfadayım. Akşam eve geldim, devam ettim. Sabaha karşı bitirdim... Lütfen kaçırmayın.” -Mehmet Ali Birand, Posta Gazetesi “Cihangir Akşit’in kaleme aldığı Sarı Sessizlik, bir belgesel roman. 57. Dağ ve Kış alayında fiilen görev yaptığı için, savaşın ve birliklerin geçtiği tüm yolları yaz kış detaylı olarak birliğiyle geçmiş bir komutan Akşit...” -Turhan Günay, Cumhuriyet Kitap Eki “... Akşit’in ilk görev yeriymiş Sarıkamış... O da görev süresince bölgedeki köylülerle konuşmuş, pek çok araştırma yapmış ve tarihi zaferlerle dolu bu ulusun acıklı yenilgisini anlatmaya karar vermiş.” -Hürriyet Pazar KEYİF “...Cihangir Akşit Sarı Sessizlik’i roman olarak yazmış. Anlatıcı, genç bir subay. Bu faciayı o subayın gözünden okumak olayın vahametini gözümüzün önüne biraz daha canlı olarak getiriyor.” -Okay Gönensin, Gazete Vatan “Cihangir Akşit’in Sarı Sessizlik’te uyguladığı kurgu müthiş. Her yurtseverin, her aydının mutlaka okuması gerekli bir roman...” -Tanju Cılızoğlu, Demokrat Kocaeli Evet, her savaş “insan” olma mücadelemizi kaybettiğimiz anlardır; ama bu kaybediş içindeki kazanımları ancak benzer mesleki ortamları biraz olsun yaşayan biri bilir ve anlatabilirdi. Bu anlamda Sarı Sessizlik, sadece bu topraklar için değil, bütün insanlık için yazılmış bir roman.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Sarı Sessizlik, 1914 yılında Sarıkamış'ta gerçekleşen tarihi olayları merkezine alarak, bir grup insanın savaşın ortasında yaşadığı kayboluşu ve acıyı anlatıyor. Ana karakterler, savaşın başlamasıyla birlikte hayatlarının nasıl alt üst olduğunu, sevdiklerini kaybetme korkusunu ve hayatta kalma mücadelesini deneyimlemektedir. Roman, karakterlerin içsel yolculuklarını ve savaşın etkilerini detaylı bir şekilde ele alırken, aynı zamanda dönemin toplumsal yapısını ve bireylerin ruh hallerini de gözler önüne seriyor. Savaşın getirdiği sessizlik, kaybolmuş umutlar ve insan ruhunun dayanıklılığı, kitabın temel taşlarını oluşturuyor. Sonuç olarak, Sarıkamış'taki kayboluş sadece fiziksel bir yok oluş değil, aynı zamanda manevi bir çöküşü de simgeliyor.
Sarı Sessizlik, Sarıkamış 1914'te yaşanan büyük felaketin üzerinden bireylerin ve toplumların maruz kaldığı kayboluş, acı ve unutulmuşluk temalarını derinlemesine inceliyor. Roman, savaşın getirdiği yıkımın yanı sıra insan ruhunun dayanıklılığını, umut arayışını ve hayatta kalma mücadelesini de gözler önüne seriyor. Özellikle savaşın getirdiği sessizlik ve kaybolmuşluk, kahramanların içsel yolculuklarında önemli bir rol oynuyor. Yazar, bu temalar aracılığıyla okuyucuya sadece tarihi bir olay anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlığın en karanlık dönemlerinde bile umut ışığını bulma çabasını aktarıyor.
Romanın karakterleri, Sarıkamış'ta yaşanan acı olayların içerisinde şekillenmiş, her biri kendi içsel çatışmaları ve kayıplarıyla yüzleşen bireylerdir. Kahramanlar, savaşın dehşetiyle sarsılmış, ancak bu süreçte kendilerini yeniden tanımlamak zorunda kalmışlardır. Yazar, karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, onların kaygılarını, korkularını ve hayatta kalma isteklerini ustaca tasvir eder. Her bir karakter, savaşın getirdiği yalnızlık ve çaresizlikle mücadele ederken, insan olmanın getirdiği temel sorularla da yüzleşmektedir. Bu durum, okuyucunun karakterlerle empati kurmasına olanak tanır.
Roman, bireylerin savaşın getirdiği psikolojik travmalarla nasıl başa çıktıklarını derinlemesine inceliyor. Kahramanların yaşadığı kayıplar, onların ruhsal durumlarını şekillendirirken, belleklerinde silinmez izler bırakıyor. Yazar, savaşın yarattığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygularını ustalıkla işleyerek, karakterlerin içsel çatışmalarını ve hayatta kalma arzusunu ön plana çıkarıyor. Bu psikolojik çözümleme, okuyucuya savaşın sadece fiziksel değil, ruhsal bir yıkım yarattığını hatırlatıyor. Sonuç olarak, savaşın bireyler üzerindeki etkileri, insanın doğası ve hayatta kalma içgüdüsü açısından derin bir sorgulama sunuyor.
Sarı Sessizlik, insanın varoluşsal sorgulamalarını ve savaşın anlamını ele alıyor. Savaş, kahramanların yaşamlarını altüst ederken, aynı zamanda insanın kimliği, varoluşu ve ahlakı üzerine derin düşüncelere sevk ediyor. Yazar, savaşın insanlık için bir dönüm noktası olduğunu ve bireylerin bu süreçte kendilerini yeniden tanımlamak zorunda kaldıklarını vurguluyor. Felsefi açıdan, savaşın getirdiği kayboluş ve acının, insanın içsel yolculuğunda nasıl bir etki yarattığı sorgulanıyor. Bu bağlamda, kitabın felsefi derinliği, insanın varoluşu ve hayatın anlamı üzerine düşündürücü bir bakış açısı sunuyor.
Roman, 1914 yılında Sarıkamış'ta gerçekleşen tarihi olayları merkezine alarak, dönemin sosyo-politik yapısını ve savaşın etkilerini aktarır. Sarıkamış Harekatı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndaki önemli cephelerinden biriydi ve büyük kayıplarla sonuçlandı. Yazar, bu tarihi arka planda bireylerin yaşadığı acılar ve kayıplar üzerinden, savaşın gerçek yüzünü ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Tarihsel bağlam, karakterlerin yaşadığı duygusal deneyimlerle birleşerek, okuyucuya dönemin zorluklarını ve insanlığın savaş karşısındaki çaresizliğini hatırlatıyor.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1953 yılında İstanbul’da doğdu. Kara Harp Okulu’nu (1974), Kara Harp Akademisi’ni (1984), NATO Savunma Koleji’ni (1987) ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni (1995) bitirdi. Tümen komutanlığı dahil her seviyedeki komutanlık ve karargâh görevinde bulunduktan sonra 2008 yılında tümgeneral rütbesiyle TSK’den emekli oldu.
Cihangir Akşit sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri








