Güzel ama Hırpalayıcı
Hazan'ın müzikle olan ilişkisini okurken, onun için müziğin sadece kaçış değil aynı zamanda bir tür sessiz çığlık olduğunu hissettim — bu beni derinden etkiledi çünkü yazarın bu duyguyu kelimelerle aktarabilmesi gerçekten başarılı. Ancak kitabın ikinci yarısında, özellikle Nikolai'nin hikayesi girmeye başladığında, olay örgüsü biraz hızlı ilerledi ve ben karakterlerin iç dünyasında yeterince vakit geçiremediğimi hissettim. Yine de Işılsu Gültekin'in Hazan'ın yalnızlığını anlatırken kullandığı imajlar çok kuvvetli — bazen bir sayfayı kapatıp sessiz kalmak istiyorsun. Karışık duygularla bitirdim: çok etkilendim ama aynı zamanda daha derinleşebileceğini düşündüm.










