Bir solukta okudum, çok zamanım yoktu ama bitirmeden duramadım.
"İnsanların taş üzerine yazdıkları yüzyıllık yazılar, Allah için su üstüne yazılmış yazı gibidir." Amerika'da doğan, orada İslam'la tanışan ve halen orada yaşayan, çeşitli Amerikan ve Avrupa üniversitelerinde psikolojik danışmanlık dalında akademisyenlik yapan Muhyiddin Şekûr Su Üstüne Yazı Yazmak’ta tasavvufa giriş öyküsünü anlatıyor. Şekûr, bu serüveni tasavvufla karşılamasından başlatıp şeyhinin rehberliğinde eriştiği dervişliğe ve ötesine kadar götürüyor. Şeyhinden aldığı “ders”lerle hayatın her anına dalga dalga yayılan ve hepsi birer hikmete işaret eden, kendisine sunulan lütufları ve bu yolda geçirdiği dönüşümü dile getiriyor. Bölümler arasında ilerledikçe, okur da günlük hayatın içinde insana yapılan ilahi çağrıya tanık oluyor. Lavabonun tıkanması, biriken günahlara karşı bir uyarıdır aslında. Sadece perşembeleri kendisini aramasını söyleyen şeyhine ulaşamadığında yaşadığı hayal kırıklıkları, yazarı Allah’a giden yolda pişiren ateştir. Yolda rastladığı yaralı kuş, şehirde kopması beklenen fırtına ve arabasının bozuluşu hep semadan gelen işaretlerdir görmeyi bilene. Eski bir plakçaların iğnesini ararken aslında kaybettiği inancını aramaktadır. Ve tüm bu olaylarda okur, yazarın samimiyetine, bazen acemiliklerine, tereddütlerine, ama en çok da teslimiyetine şahit olur ve onunla birlikte ruhun ve kalbin bu olağanüstü serüvenine dâhil olur. Su Üstüne Yazı Yazmak, okura karanlıklar içinden bir ışık sunuyor, soluk aldırıyor, umut aşılıyor… Arayış içinde olanlar ve aradığını tasavvufta bulmayı umanlar için kaçırılmayacak bir roman.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Su Üstüne Yazı Yazmak, okuyucuyu tasavvufun derinliklerine ve insan ruhunun inceliklerine yönlendiren bir eser. Kitap, her bir insanın kendi özünde taşıdığı aşkı, özlemi ve varoluşsal sorgulamaları ele alır. Yazar, su metaforu üzerinden, yaşamın geçiciliğini ve insanın hayattaki arayışını simgeler. Okuyucu, metin boyunca içsel bir yolculuğa çıkarak, manevi deneyimler ve sezgilerle yüzleşir. Yazar, okuyucuya ilahi aşkın ne denli derin ve anlamlı olduğunu gösterirken, aynı zamanda insanın ruhsal evriminin gerekliliğini de vurgular. Bu yolculuk, bireyin kendini bulma çabasıyla örülmüştür ve her okuyucu için farklı bir anlam ifade eder. Eser, son derece akıcı bir dille yazıldığı için okuyucunun dikkatini çekerken, aynı zamanda tasavvufun derinliklerine inme imkanı sunar.
Su Üstüne Yazı Yazmak, tasavvufun derinliklerine inerek insan ruhunun metafizik yolculuğunu keşfetmektedir. Kitap, bireyin içsel dünyasıyla dışsal gerçekliği arasındaki ilişkiyi sorgularken, tasavvufun öğretici ve dönüştürücü yönlerini ön plana çıkarır. Temalar arasında aşk, ayrılık, özlem ve ilahi aşkın insan üzerindeki etkileri yer almaktadır. Yazar, okurları manevi bir yolculuğa davet ederken, aynı zamanda insanın varoluşsal sorgulamalarına da ışık tutmaktadır. Su gibi akıcı bir dille yazılmış olan eser, okuyucunun kalbine dokunmayı ve düşünsel derinliklere inmeyi amaçlar.
Bu kitap, belirli bir karakterin etrafında dönmemekte, daha çok tasavvufî düşünceleri ve kavramları öne çıkarmaktadır. Ancak, metin boyunca yer alan düşünceler ve öğretiler, okuyucunun zihninde çeşitli karakter imgeleri oluşturabilir. Bu bağlamda, okuyucunun kendi iç yolculuğunda karşılaştığı 'benlik' ve 'öteki' kavramları, karakterin rolünü üstlenir. Tasavvufun sunduğu yolculuk, her okuyucu için farklı bir karakter deneyimi yaratır; bu nedenle, karakter analizi yerine, bireysel deneyimlerin ve içsel değişimlerin ön plana çıktığı söylenebilir.
Kitap, psikolojik açıdan insanın içsel çatışmalarını ve ruhsal durumunu derinlemesine inceler. Tasavvuf, bireyin ruhsal dinginliğini bulma çabasında önemli bir yol gösterici olarak öne çıkar. Yazar, okuyucularına, içsel huzuru sağlamak ve ruhsal derinlikleri keşfetmek için meditasyon, düşünce ve maneviyatın önemini hatırlatır. Eserdeki düşünceler, bireyin kendisiyle barışık olmasının, aşk ve özlem temalarının ruhsal gelişim üzerindeki etkilerini anlatır. Bu bağlamda, okuyucu, kendi içsel yolculuğunda bir ayna ile karşılaşır ve ruhsal olarak dönüşüm geçirmeye teşvik edilir.
Felsefi olarak, Su Üstüne Yazı Yazmak, varoluşun anlamı ve insanın evrendeki yeri üzerine derin sorgulamalar yapar. Tasavvuf düşüncesi, bireyin yaratıcı ile olan ilişkisini sorgularken, insanın özündeki aşkın, ilahi olanla olan bağını güçlendirdiğini vurgular. Eserde, varoluşsal problemler, insanın ruhsal evrimi ve manevi yolculuk gibi konular ele alınır. Tasavvuf felsefesi, insanın gerçek varlığını keşfetmesinin ve içsel huzurunu bulmasının önemini öne çıkarır. Bu bakımdan, okuyucular, kendi varoluşsal sorularına yanıt arayarak, düşünsel bir yolculuğa çıkma fırsatı bulurlar.
Su Üstüne Yazı Yazmak, tasavvufun köklerine ve tarihsel bağlamına atıfta bulunarak, okuyucuyu bu kadim öğretilerin derinliklerine çeker. Tasavvuf, İslam dünyasında derin bir etki bırakmış ve birçok düşünce sistemine ilham kaynağı olmuştur. Yazar, tarihi süreçte tasavvufun gelişimini ve İslam düşüncesindeki yerini ele alarak, geçmişten günümüze bu öğretilerin nasıl evrildiğini irdeler. Bu bağlamda, eser, okuyucularına tasavvufun tarihsel arka planını ve etkilerini anlamaları için bir rehberlik sunar.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Aynı kitabın farklı yayınevi ve yıllardaki baskıları
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Bir solukta okudum, çok zamanım yoktu ama bitirmeden duramadım.
Tarz olarak bana göre değildi ama yazar başarılı.
Etkileyici
Konusu güzel ama bence biraz uzun tutulmuş.
İçerik eklemek için giriş yap.
“Rabbimiz kalbimizden kötülükleri kovsun.”
“Ayet ezberlemek, zihnin diğer kabiliyetlerini de keskinleştirir.”
“"Gözlerin hep kör kalmayacak; sen kapıyı ara." |Şeyh Attar hz.”
İçerik eklemek için giriş yap.
Bu kitapta, tasavvufun insan ruhu üzerindeki etkileri nasıl ele alınmıştır?
Bu kitapta, tasavvufun insan ruhu üzerindeki etkileri nasıl ele alınmıştır?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Otuz yılı aşkın bir süre aile terapisti ve New York Eyalet Üniversitesi’nde Eğitim Danışmanlığı profesörü olarak çalıştıktan sonra 2006 yılında emekli oldu ve zamanını insani çalışmalara, yazmaya ve dünyanın farklı yerlerini görmeye adadı. Yazdan Kalan Son Gül, Muhyiddin Şekûr'un ilk romanıdır. Yazarın ayrıca Su Üstüne Yazı Yazmak ve Gölgeler Koridoru adıyla Türkçeye çevrilmiş iki kitabı daha vard ır. Muhyiddin Şekûr yılın belli zamanlarını Türkiye’de, belli zamanlarını da Amerika’da geçirmektedir.
Muhyiddin Şekur sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri
“Rabbimiz kalbimizden kötülükleri kovsun.”
“Rabbimiz kalbimizden kötülükleri kovsun.”
“Ayet ezberlemek, zihnin diğer kabiliyetlerini de keskinleştirir.”
“"Gözlerin hep kör kalmayacak; sen kapıyı ara." |Şeyh Attar hz.”
“"Gözlerin hep kör kalmayacak; sen kapıyı ara." |Şeyh Attar hz.”
“Ayet ezberlemek, zihnin diğer kabiliyetlerini de keskinleştirir.”