İki Gün, Sonsuz Bir Çöküş
Ayfer Tunç'un iki günü bir ömür gibi açması beni çok etkiledi ama açıkçası kurgu biraz sıkıştırılmış hissettim — o kadar yoğun duygu ve hatıra akışı bazen kırılgan hikâyenin kendisini eziyor gibi geldi. Yine de 12 Eylül'ün kasvetli atmosferinin içinde bir aşkın nasıl da çaresiz kaldığını göstermesi, özellikle de karakterlerin birbirini görmek ile görmemek arasındaki o ince çizgiyi anlatması beni derinden sarstı — bu deneysel yapı sayesinde sadece bir aşk hikâyesi değil, bir çağın insanının iç çöküşünü okumuş hissettim.













