Yalnızlığın Ağır Sessizliği
Fournier'nin bu kitabı beni çok beklenmedik bir şekilde yakaladı — çünkü temposu yalnızlığın kendisi gibi, acı acı ilerliyor. Cümleler kısa, sert, bazen yarım kalıyor; sanki yaşlı bir adamın düşünceleri gibi, birden kesiliyor, tekrar başlıyor, hiçbir şeyi tamamlamıyor. Bu ritim başta rahatsız etti ama sonra fark ettim ki tam da bunu hissetmek için yazılmış — okuyan ben de karakterle birlikte o boğucu, kesintili, sonu gelmeyen günleri yaşıyorum. Fournier'nin acısını hızlı bir şekilde tüketilir hale getirmemiş olması, kitabı okurken nefes almakta zorlanman, tam da onun amaçı olmalı. Çok etkili, çok ağır, ama bu ağırlık kaçınılmaz bir gerçeklik taşıyor.

















