Tempo, ruh halini yönetiyor
The Tallest Tower'ın en büyüleyici yanı, karakterin iç dünyasındaki hızlı dönüşümleri takip etmek için tempo nasıl akıllıca ayarlandığı. Hızlı bölümlerde nefes nefese kalıyorsun, sonra birdenbire yavaşlayan sayfalar seni karakterin çaresizliğine çekiyor ve sen de onunla birlikte boğuluyorsun. Bu ritim hiç sıkıcı hissetmedi, çünkü her hızlı geçiş ya da durgunluk anlamı vardı — sadece okuyucuyu meşgul etmek için değil. Kitabı bitirdikten sonra fark ettim ki tempoyu kontrol eden aslında karakterin kendisi, ve bu sebeple sayfaları çevirmeyi bırakmak imkansız olmuş.










