Tımarhane Yolculuğu, Kate Millett'in ruh sağlığı kurumlarındaki deneyimlerini ve bu süreçte yaşadığı kişisel dönüşümü anlatır. Kitap, yazarın kendisini bir tımarhaneye kapatılması üzerinden, akıl sağlığı sistemine yönelik eleştirilerini ortaya koyar. Millett, tımarhane hayatının zorlayıcı yanlarını, orada karşılaştığı insanlar ve onların hikayeleriyle birlikte aktarır. Kadınların toplumda maruz kaldığı ayrımcılığı, cinsiyetçilik ve ruh sağlığı alanındaki çifte standartları sorgularken, kendi içsel çatışmalarını ve özgürleşme mücadelesini de gözler önüne serer. Yazar, toplumun dayattığı normlarla mücadelesini, bireysel bir hikaye üzerinden geniş bir perspektifle ele alır. Sonuç olarak, kitap, hem kişisel bir yolculuk hem de toplumsal bir eleştiri sunar.