İdealizmle Gerçeklik Arasında Kayıp
Gazetecinin mesleğine olan bağlılığını merkeze alan anlatı, sonunda bu tutkuyu sorgulamaktan çok onu kutsamakta kalıyor; yazarın eleştirel gözü, kişinin hayatını adım adım tükettiği bir sistemin içinde sıkışıp kaldığını gösteriyor ama buna karşı sunduğu perspektif ya çok sığ ya da çok muğlak, sanki yazar da kendisi gibi kahraman da bu çıkmazın dışına çıkamayacağını biliyor ve o yüzden olayları sadece gözlemliyor.








