Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir. (TBK. 285 – 392. Maddeleri) ile ilgili davalar, genel bilgiler, açıklama ve örneklerle. çalışmaya alınmış olup, güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır. Çalışmadan Özetler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 285. maddesinde bağışlama sözleşmesi “bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmış, 290. maddesinde de koşullu bağışlamaya yer verilmiş buna göre; “bağışlamanın bir koşula bağlanarak” yapılabileceği ifade edilmiştir. 288. maddesinde “bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır”, “şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde elden bağışlama hükmündedir. Ancak geçerliliği resmi şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz” düzenlemesine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesine göre de taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır düzenlemesine yer verilerek taşınmaz mülkiyetinin devri amacıyla yapılan sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının geçerlilik şartı olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bağıştan dönme (rücu) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244.) maddesinde aynen; “Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir: Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.” şeklinde hükme bağlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 19/1’inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 26’ncı) maddesinde bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Bu temel kuralın istisnası ise 818 sayılı BK’nın 19/2’nci (6098 sayılı TBK’nın 27/1’inci) maddesinde; ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu belirtilmek suretiyle açıklanmıştır. Sözleşme serbestisi kavramının temeli irade özgürlüğüne dayalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın irade özgürlüğüne ilişkin hükümleri (m.12/1, 13, 17/1, 19, 35/1, 48/1, vb.) göstermektedir ki; hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğunu temel bir ilke olarak benimsemiştir. İrade özgürlüğü, kişilerin her alanda özgürleştirilmesini ilke edinmiş ekonomik ve politik bir doktrindir. Bu ilkenin borçlar hukukundaki yansıma şekli olan sözleşme özgürlüğü modern hukuk sistemlerine esas alınmış ise de, yirminci yüzyılda yoğun bir biçimde yaşanan savaşlar ve devletlerin sosyal devlet rolünü benimsemeleri, bu ilkenin yeniden ele alınarak değerlendirilmesine sebep olmuş ve bu bağlamda sözleşme özgürlüğüne önemli birtakım sınırlandırmalar getirilmiştir ve bu sınırlamalar artarak devam etmektedir. Özellikle bir sözleşmenin her iki tarafı da sözleşme özgürlüğüne sahip olmasına rağmen, ekonomik gücü nedeniyle, içeriğini önceden tek başına belirlediği sözleşmeleri, ihtiyaçları nedeniyle birçok kişiye koşulsuz olarak kabul ettirebilen teşebbüslerin ortaya çıkması, karşılarındaki kitlelerin korunabilmesi adına kanun koyucuların bu meseleye yoğun bir biçimde müdahil olmalarına yol açmıştır (Ercoşkun Şenol, H. Kübra: Sözleşmenin İçeriğini Belirleme Özgürlüğü ve Bunun Genel Sınırı-TBK m. 27, İÜHFM, C. LXXIV, 2016, s. 2). Sözleşme içeriğinin özgürce belirlenmesinin sınırlarından birisi sözleşme içeriğinin kişilik haklarına aykırı olmasıdır. Gerçekten kişilik haklarının en iyi şekilde korunması, modern hukuk sistemlerinin temel amaçlarından biridir. Bu nedenle kanunlarımızda kişiliği koruyan birçok düzenleme bulunmaktadır. Örneğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 23’üncü maddesinde; kimsenin kısmen de olsa hak ve fiil ehliyetinden, özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği ve özgürlüklerini hukuka veya ahlaka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Bir bütün olarak kişilik hakkı ve içerdiği değerler sözleşme özgürlüğünün sınırını oluşturduğundan bu hakka ve bu hakkın içerdiği değerlere aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Bu durumda kişilik hak ve özgürlüklerini konu edinen sözleşmesel kısıtlamalar hakkında TMK’nın 23’üncü ve 818 sayılı BK’nın 19/2’nci (6098 sayılı TBK’nın 27/1’inci) maddeleri gözetilerek değerlendirme yapılacak ve sözleşme hükümleri anılan kanun maddelerinin koruma amaçlarına aykırı düştüğü ölçüde kişilik hakkını ihlâl nedeniyle geçersiz olacaktır. Örneğin sözleşmenin taraflarından birinin ekonomik özgürlüğünü aşırı derecede kısıtlayarak, onu çok uzun bir süre için bağlayan sözleşmeler, kişilik hakkının ihlali nedeniyle geçersiz sayılmalıdır. Bağışlamanın unsurları öğretide çeşitli şekillerde ortaya konulsa da, somut uyuşmazlık açısından “causa donandi” unsuru önemlidir. “Causa donandi” ilkesi yani kazandırmanın bağışlama sebebiyle yapılmış olması; bağışlayanın bağışlanana kazandırmayı bir ivaz (karşılık) almaksızın, onu zenginleştirme amacıyla yapmasını ifade eder (Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul, 2002, s. 222). Bu nedenledir ki, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzese de salt kazandırmanın bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilemez. Bağışlama sözleşmesinin konusunu her türlü mal varlığı değeri ve hak oluşturur. Buradaki mal varlığı değeri maddi bir mal olabileceği gibi, gayri maddi bir mal da olabilir. Maddi mallara me
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Filiz Berberoğlu Yenipinar'ın eseri, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde bağışlama ve ödünç sözleşmelerinin Yargıtay uygulamasını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Kitap, bağışlama sözleşmesinin, karşılıksız bir fayda sağlaması açısından hukuki yönlerini ele alırken, ödünç sözleşmesinin ise karşılıklı bir ilişki doğurması nedeniyle önemine vurgu yapar. Yazar, Yargıtay'ın bu sözleşmelere ilişkin verdiği kararları analiz ederek, uygulamada sık karşılaşılan sorunları ve bu sorunların çözüm yollarını ortaya koyar. Özellikle, borçlar hukukunun dinamik doğası içerisinde Yargıtay'ın kararlarının nasıl şekillendiğine dair örnekler sunarak okuyucunun konuyu daha iyi anlamasını sağlar. Berberoğlu Yenipinar, hukuki metinlerin yanı sıra, literatürdeki boşlukları dolduracak bir bakış açısı geliştirir.
Bu kitap, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde bağışlama ve ödünç sözleşmelerinin Yargıtay uygulamasına dair derinlemesine bir inceleme sunmaktadır. Yazar, hukukun dinamik yapısını ve borçlar hukuku alanındaki gelişmeleri ele alarak, sözleşmelerin pratikteki yansımalarını araştırmaktadır. Bağışlama sözleşmeleri, karşılıksız bir yardım niteliği taşırken, ödünç sözleşmeleri ise karşılıklı bir yükümlülük doğurur. Bu iki sözleşme türünün Yargıtay kararları ışığında nasıl yorumlandığı ve uygulamada hangi sorunlarla karşılaşıldığı, kitabın ana temasını oluşturmaktadır.
Bu kitapta karakter analizi yapılabilecek bireyler yerine hukukun ve sözleşmelerin kendisi öne çıkmaktadır. Yazar, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bağışlama ve ödünç sözleşmelerinin tarafları olan bireylerin hak ve yükümlülüklerini detaylandırarak, bu sözleşmelerin pratikteki etkilerini değerlendirir. Tarafların niyetleri, sözleşmelerin geçerliliği ve Yargıtay uygulamaları üzerinden yapılan yorumlar, kitabın karakter yapılandırmasını oluşturur.
Yargıtay uygulamasında bağışlama ve ödünç sözleşmeleri, insan ilişkilerinin derin psikolojik dinamiklerini barındırır. Bağışlama, bireylerin karşılıklı güven ve sadakat duygularını pekiştiren bir eylem olarak öne çıkarken, ödünç verme işlemi, yükümlülük ve sorumluluk duygularını harekete geçirir. Bu bağlamda, sözleşmelerin taraflarının motivasyonları ve psikolojik durumları, hukuki sonuçlar üzerindeki etkileri açısından dikkate alınmalıdır. Berberoğlu Yenipinar, bu psikolojik dinamikleri çözümleyerek, sözleşmelerin nasıl bir etkileşim alanı yarattığını ortaya koyar.
Bağışlama ve ödünç sözleşmeleri, felsefi açıdan insan ilişkilerinin etik boyutunu sorgulatır. Bağışlama, özünde bir fedakarlık ve karşılıksız verme eylemi olarak değerlendirildiğinde, insanın doğasına dair derin bir anlam taşır. Ödünç verme ise, karşılıklı bir güven ve sorumluluk anlayışını içerir. Bu iki sözleşme türü, bireylerin toplumsal ilişkilerdeki rolünü ve etik sorumluluklarını da irdeler. Berberoğlu Yenipinar, bu felsefi perspektifi okuyucularına sunarak, sözleşmelerin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir boyut taşıdığına dikkat çeker.
Türk Borçlar Kanunu'nun tarihi, Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Modern hukuk sisteminin temellerinin atıldığı bu süreçte, borçlar hukuku da önemli bir yere sahiptir. Bağışlama ve ödünç sözleşmeleri, tarih boyunca mal ve mülk edinimi ile ilgili sosyal normları yansıtmıştır. Yazar, bu tarihsel arka planı göz önünde bulundurarak, günümüzdeki Yargıtay uygulamalarının köklerini ve gelişimini incelemektedir. Böylece, hukukun evrimi ve toplumsal değişimlerin sözleşmelere etkisi arasında bir bağ kurmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR, Litopya'da en çok okunan yazarlardan biri. Litopya kataloğunda 155 kitabı yer alıyor. Kitapları 2015-2026 yılları arasında Adalet Yayınları, ARİSTO HUKUK YAYINEVİ, Aristo Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 457 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Hukuk ve Temel Kitaplar kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Hukuk Mahkemelerinde İhtiyati Tedbir” (okur puanı 7.89). Litopya okurları bu kitaplara 1.125 puan ve 4 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.54.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri













Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38