Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir. (TBK. 83 – 130. maddelerinde) düzenlenen, borç ilişkisinin hükümleri Ağırlıklı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ve Yargıtay Daire kararları ile araştırılmıştır. Örnek sözleşmeler çalışmamız kapsamında mevzuat araştırması yapılmış olmakla gençlere uygulamaya yönelik kaynak oluşturması açısından hazırlanmıştır. Çalışmadan Özetler; Tapulu bir taşınmazın inançlı işlemle temlikinde, inançlı işlemin yazılı biçimde yapılması gerekli ve yeterli olup, yazılı şeklin bir ispat koşulu olduğu 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gereğidir. Ancak inançlı işlemin yazılı delilini oluşturan inanç sözleşmesinin varlığını, inançlı işlem nedeniyle iade, tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190/1. maddesindeki genel hükümler uyarınca ispat etmesi gerekmektedir. Uygulamada, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa bile yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, inanç sözleşmesinin “tanık” dâhil her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2005 tarihli ve 2005/14-677 E., 2005/774 K.; 14.11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 E., 2019/1197 K. sayılı kararları). Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) ve yemin (HMK m. 225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. İnanç sözleşmesinin hukukî mahiyeti ve ispatına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, dava konusu taşınmaz davacı tarafından 25.09.2006 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik edilmiş olup, gerek dava dilekçesindeki açıklamalar ve gerekse taraflarca eldeki dava açıldıktan sonra düzenlenen ve altındaki imza 28.04.2011 tarihli celsede bizzat davacı tarafından kabul edilen 28.10.2010 tarihli belge içeriğine göre; davacının akrabası olan dava dışı …’ün davalıya olan borcunu teminat altına almak üzere taşınmazı davalıya temlik ettiği, davalının anılan taşınmazı ipotek ettirmek suretiyle kullandığı banka kredisinin kalan borcunu sigorta ve ihtarname masrafları ile birlikte davalıya ödenme hâlinde taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Belirtmek gerekir ki, dava dilekçesinde yanlar arasında yapılan temlikin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de; yukarıdaki açıklamalar uyarınca tapuda satış şeklinde yapılan temlikin gerçekte inanç sözleşmesine dayalı ve hukuken geçerli bir temlik olduğu, 28.10.2010 tarihli belgenin de inançlı işlemin yazılı belgesi niteliğinde olup, tapuda yapılan resmi akitten sonra düzenlenmiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı açıktır. Bu durumda, karşılıklı olarak iki tarafa borç yükleyen inanç sözleşmesi nedeniyle taşınmazın iadesini talep eden davacının TBK’nın 97. (BK’nın 81.) maddesi uyarınca kendi borcunu ifa etmiş olması ya da ifasını önermiş olması gerekir. Bahsi geçen yasa maddesi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa zamanına ilişkin olarak özel bir düzenleme içermekte ve “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir” hükmünü taşımaktadır. Bu maddeye göre taraflardan biri borçlanmış olduğu edimi yerine getirmiş veya ifasını önermiş olmadıkça, diğer taraf kendi edimini ifadan kaçınma hakkına sahiptir. Bu tür sözleşmelerde özel bir kanun hükmü, teamül veya anlaşma olmadıkça taraflardan birinin borcunu diğerinden daha önce ifa yükümlülüğü bulunmamaktadır. TBK’nun 99. maddesinin son fıkrasına göre; Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Ancak İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK’nun 12.05.1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı). Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen, Sn. Alihan YENİPINAR’a, en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım. Eserin basımını üstlenen; Platon Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim. Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Filiz Berberoğlu Yenipınar'ın 'Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası' adlı eseri, Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması ile ilgili derinlemesine bir inceleme sunmaktadır. Kitap, borçların ifası, ifa edilmemesinin sonuçları ve borç ilişkilerinin üçüncü kişilere etkisi gibi konuları kapsamlı bir şekilde ele alır. Yazar, borçların nasıl ifa edileceğine dair hukuksal prensipleri ve bu ifanın yerine getirilmediği durumlarda ortaya çıkan hukuki sonuçları detaylı bir biçimde analiz eder. Ayrıca, borç ilişkilerinin üçüncü kişilere olan etkilerini ve bu etkilerin nasıl yönetilmesi gerektiğini, Yargıtay’ın uygulamaları üzerinden örneklerle pekiştirir. Okuyucu, kitap aracılığıyla borç ilişkilerinin karmaşıklığını ve bu ilişkilerin hukuki çerçevesini daha iyi anlama fırsatı bulur. Eser, hem akademik hem de pratik alanda yarar sağlayacak bilgiler sunmaktadır.
Bu kitap, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde borçların ifası, ifa edilmemesinin sonuçları ve borç ilişkilerinin üçüncü kişilere etkisi gibi önemli hukuksal konuları ele almaktadır. Yazar, bu temalar aracılığıyla borç ilişkilerinin karmaşık dinamiklerini, tarafların hak ve yükümlülüklerini detaylı bir şekilde incelemektedir. Borçların ifası, yalnızca borçlu ve alacaklı arasında değil, aynı zamanda üçüncü kişilerin de hakları ve yükümlülükleri açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda, kitabın temaları, hukukun sosyal yaşam üzerindeki etkisini ve borç ilişkilerinin taraflar arası dinamiklerini anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Bu kitapta karakter olarak nitelendirilebilecek unsurlar, borç ilişkilerinde yer alan taraflar ve üçüncü kişilerdir. Borçlu, alacaklı ve üçüncü kişiler arasındaki etkileşimler, hukukun nasıl uygulandığını ve bu ilişkilerin nasıl düzenlendiğini ortaya koymaktadır. Yazar, bu karakterlerin haklarını, yükümlülüklerini ve karşılıklı etkileşimlerini açıklarken, okuyucuya borç ilişkilerinin ne denli karmaşık olduğunu gösterir. Her bir tarafın durumu, borç ilişkilerinin dinamiklerine bağlı olarak değişiklik gösterir ve bu da kitabın ana karakterleri olarak kabul edilebilir.
Yazar, borç ilişkilerinin psikolojik boyutlarına da değinmektedir. Borçlu ve alacaklı arasındaki güç dinamikleri, tarafların psikolojik durumları üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır. Borçların ifası sürecinde yaşanan stres, kaygı ve belirsizlik, tarafların psikolojik durumlarını etkileyebilir. Alacaklı, alacağını tahsil etme isteğiyle baskı yaparken, borçlu ise ödeme yükümlülüğünün getirdiği kaygılarla başa çıkmak zorundadır. Bu durum, taraflar arasında ikili ilişkilerin yanı sıra daha geniş sosyal etkileşimlerde de psikolojik yansımalar oluşturur.
Kitap, borç ilişkilerinin felsefi boyutlarına da ışık tutmaktadır. Borç, etik ve adalet kavramlarıyla iç içe geçmiş bir durumdur. Borçlu ve alacaklı arasındaki ilişki, sadece hukuksal bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal bir sözleşmedir. Bu bağlamda, borçların ifası ve ifa edilmemesi, bireylerin toplumsal sorumlulukları ve etik değerleri ile doğrudan ilişkilidir. Yazar, bu felsefi perspektiften hareketle, borç ilişkilerinin toplumdaki adalet anlayışını nasıl şekillendirdiğini sorgular.
Türk Borçlar Kanunu, 2012 yılında yürürlüğe girmiştir ve Türk hukuk sisteminde önemli bir yer tutmaktadır. Bu kitap, Yargıtay uygulamaları ile birlikte borç ilişkilerinin tarihsel gelişimini incelemektedir. Borçların ifası ve ifa edilmemesinin sonuçları, tarih boyunca hukuk sistemleri arasında farklılıklar göstermiştir. Yazar, Türk hukukunun bu konudaki tarihsel arka planını ele alarak, mevcut düzenlemenin nasıl oluştuğunu ve günümüze kadar nasıl evrildiğini tartışmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR, Litopya'da en çok okunan yazarlardan biri. Litopya kataloğunda 155 kitabı yer alıyor. Kitapları 2015-2026 yılları arasında Adalet Yayınları, ARİSTO HUKUK YAYINEVİ, Aristo Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 457 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Hukuk ve Temel Kitaplar kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Hukuk Mahkemelerinde İhtiyati Tedbir” (okur puanı 7.89). Litopya okurları bu kitaplara 1.125 puan ve 4 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.54.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri













Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38