Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir. (TBK. 1 – 82. maddelerinde) düzenlenen, borç ilişkisinin kaynakları Ağırlıklı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ve Yargıtay Daire kararları ile araştırılmıştır. Örnek sözleşmeler çalışmamız kapsamında mevzuat araştırması yapılmış olmakla gençlere uygulamaya yönelik kaynak oluşturması açısından hazırlanmıştır. Çalışmadan Özetler; Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak 6098 sayılı TBK öncesindeki dönemde de Yargıtay İçtihatları ile gelişen uygulamada bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Türk hukukunda da öteden beri TMK'nun 2 ve 4. maddesinden de esinlenilerek, hem sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması (Clausula Rebus Sic Stantibus) ilkesi, hem de İşlem Temelinin Çökmesi Kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu benimsenmiştir. Yargıtay tarafından benimsenen ve sözleşmeye bağlılık ilkesinin istinasını oluşturan, uyarlama davası 6098 Sayılı TBK’nun yasalaştırılması sırasında da benimsenerek, 6098 Sayılı Yasanın 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” madde başlığı altında düzenlemiş, “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. İlgi maddenin gerekçesinde de “Bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkindir. İmkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temeli, Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarıdır. Ancak, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır. Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır. Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır. Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Maddeye göre, uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilerek TBK öncesi Yargıtay uygulamasında kabul edilen uyarlama davası yasa maddesi haline getirilmiştir. Bir kimsenin tek taraflı irade beyanıyla yeni bir hukuki ilişki meydana getirebildiği hallerde kurucu (inşai-yenilik doğurucu) hakların varlığından sözedilir. Kural olarak inşai hak sahibinin bu hakkını tek taraflı olarak kullanmasıyla hukuki sonuç doğar. Ancak bazı inşai haklarda hak sahibinin bu hakkını tek taraflı olarak kullanmasıyla hukuki sonuç kendiliğinden doğmaz. Bu inşai hakların mutlaka mahkeme aracılığı ile kullanılması gerekir. Mahkeme inşai davanın kabulüne karar verirse bu karar inşai niteliktedir. Çünkü bu kabul kararı ile yeni bir hukuki durum yaratılır. Bu durumda açılan davaya inşai dava denilebilir ve bu inşai hakkına dayanarak mahkemeden bir hukuki durumun değiştirilmesine veya kaldırılmasına veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasına karar verilmesini ister. İnşai davaların kabulü halinde verilen inşai kararlar kural olarak geleceğe etkilidir. Yani bu hakkın kazanılması ile ortaya çıkan yenilik doğurucu etki kural olarak gelecek için olup geçmişe etkili değildir. Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen, Sn. Alihan YENİPINAR’a, en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım. Eserin basımını üstlenen; Platon Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim. Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri - Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri - Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri, Türk Borçlar Kanunu’nun temel unsurlarını detaylı bir şekilde ele alan bir eserdir. Kitap, sözleşmelerin hukuki niteliğini, tarafların hak ve yükümlülüklerini, haksız fiillerin sonuçlarını ve sebepsiz zenginleşmenin hukuki boyutunu irdelemektedir. Yazar, Yargıtay kararlarını da göz önünde bulundurarak konuları somut örneklerle desteklemekte, böylece okuyucunun daha iyi kavramasına olanak tanımaktadır. Eser, hukuk öğrencileri, akademisyenler ve uygulayıcılar için kapsamlı bir rehber niteliğindedir. Borç ilişkilerinin hukuki çerçevesinin yanı sıra, toplumsal etkileri ve pratik uygulamaları da ele alınarak, hukukun bu alanındaki güncel tartışmalara ışık tutmaktadır.
Bu eser, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, sözleşmeden doğan borç ilişkileri, haksız fiillerden doğan borç ilişkileri ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerini derinlemesine ele alarak hukukun bu alanındaki uygulamaları ve Yargıtay kararlarını incelemektedir. Yazar, bu konuları işlerken, hukukun dinamik yapısını ve sosyal yaşam üzerindeki etkisini gözler önüne sermekte, borç ilişkilerinin toplumsal boyutunu da vurgulamaktadır. Hukuk sistemimizin temel taşlarından biri olan borç ilişkileri, bireyler arasındaki hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, eser hem akademik bir kaynak hem de uygulayıcılar için pratik bir rehber niteliğindedir.
Bu kitapta belirgin bir karakter analizi bulunmamaktadır. Ancak, yazar Filiz Berberoğlu Yenipınar, hukuk alanındaki derin bilgisi ve deneyimi ile eserin kişiliğini oluşturmakta; okuyuculara güvenilir bir kaynak sunmaktadır. Yazar, hukukun inceliklerini ve uygulamadaki zorlukları açık bir dille aktararak, okuyucunun konuları daha iyi anlamasına yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda, yazarın karakteri, titiz bir araştırmacı ve öğretici olarak öne çıkmaktadır.
Bu eser, borç ilişkilerinin hukuki yönlerini ele alırken, aynı zamanda bireylerin psikolojik durumlarını da göz önünde bulundurmaktadır. Sözleşmelerin tarafları arasındaki güven, karşılıklı beklentiler ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi unsurlar, bireylerin psikolojik bağlamda nasıl etkilendiğini gösterir. Haksız fiil durumlarında, mağduriyet hissi, adalet arayışı ve duygusal yük, bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin izler bırakabilir. Dolayısıyla, yazar, hukukun bireyler üzerindeki etkilerini irdelerken, psikolojik dinamikleri de göz önünde bulundurarak daha bütünsel bir yaklaşım sergilemektedir.
Eser, borç ilişkileri ve hukukun felsefi boyutunu da sorgulamaktadır. Borç ilişkileri, bireyler arasındaki etik ve ahlaki sorumlulukları gündeme getirirken, hukukun toplumsal adalet anlayışıyla nasıl örtüştüğünü irdelemektedir. Sözleşme özgürlüğü, tarafların iradesinin önemi ve hukukun genel ilkeleri, felsefi tartışmalara zemin hazırlamaktadır. Yazar, hukukun sadece bir kural seti değil, aynı zamanda toplumun değer yargılarını yansıtan bir sistem olduğunu vurgulayarak, okuyucularını derin düşüncelere sevk etmektedir.
Türk Borçlar Kanunu, 2012 yılında yürürlüğe girmiştir ve Türk hukuk sisteminin köklü değişimlerinden birini temsil etmektedir. Bu eser, kanunun tarihsel gelişimini, geçmişteki borç ilişkileri anlayışını ve modern hukuk sistemine geçişi incelemektedir. Özellikle, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki hukuki uygulamalar ile günümüzdeki sistem arasındaki farklar, tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Yazar, bu dönüşüm sürecinin toplumsal ve kültürel etkilerini de göz önünde bulundurarak, hukukun evrimine dair derinlemesine bir analiz sunmaktadır.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR, Litopya'da en çok okunan yazarlardan biri. Litopya kataloğunda 155 kitabı yer alıyor. Kitapları 2015-2026 yılları arasında Adalet Yayınları, ARİSTO HUKUK YAYINEVİ, Aristo Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 457 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Hukuk ve Temel Kitaplar kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Hukuk Mahkemelerinde İhtiyati Tedbir” (okur puanı 7.89). Litopya okurları bu kitaplara 1.125 puan ve 4 inceleme bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.54.
Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri













Jean Jacques Rousseau
⭐ 8.2 · 130

Ergin Ergül
⭐ 8.8 · 34

Halil KALABALIK
⭐ 8.7 · 39

Faruk Erem
⭐ 8.6 · 65

Mehmet Pehlivan
⭐ 8.3 · 34

Said Yaşar Demiröz
⭐ 8.0 · 38