Ritmi Tutmakta Zorlanan Manifesto
Mirzabeyoğlu'nun mektuplar aracılığıyla kurguladığı bu yapı, fikirsel yoğunluğu taşıyor ama sayfalar arasında bir hızlanma-yavaşlama dalgalanması var ki, okuru bazen sürüklüyor bazen de yerinde bekletiyor. Özellikle gençliğin bunalımını anlatma isteği ile sanat kaygısı arasında gidip gelişi, metni kimi zaman canlı kimi zaman ağır hissettiriyor. Yazı türleri çeşitliliği teorik olarak ilginç görünse de, pratik olarak ritmi kırıyor ve bütün bir akışkan okuma deneyimi yerine kopuk parçalar halinde ilerliyorsun. Düşünceleri takip etmek için enerji harcıyor, ama kitabın kendi tempo disiplini eksik olduğu için okuma süreci bittiğinde ne kadar yol aldığını tam bilemiyorsun.
















