İçimizde Yaşayan Yabancı
Baş karakterin yatağında bulduğu yabancı, aslında onun kendisiyle olan uzlaşmamışlığının somut bir temsili olarak karşımıza çıkıyor ve bu kurguyu okurken irkildim. Yazar, karakteri toplumun beklediği 'iyi adam' kalıbına sıkıştırmış, sonra da onu bu kalıbın içinde çırpındıkça gösteren Akyüz'ün eli çok güzel — her sayfada karakterin yalnızlığının ve ihanet duygularının nasıl bir birey yaratıyor olduğunu görüyorsunuz. İçsel çatışmalarla boğuşan bu adam, aşk ve sadakat arasında sıkışıp kalırken, okur olarak ben de onun seçimlerini yargılamak yerine neden bu seçimleri yaptığını anlamaya başlıyorum. Gerçekten etkileyici olan, karakterin kendini bulma yolculuğunun hiç de temiz, hiç de kolay olmadığını görmek.



















