Hızlı ritim, derin etki
Engin Akyürek'in öyküleri öyle bir hızla akıyor ki, sanki nefes almayı unuttum. Her öykü kısa ama o kadar yoğun ki, bir sayfada bütün bir yaşam döngüsü yaşıyorsun—hiç boş geçiş yok, her cümle bir amaca hizmet ediyor. Tempo o kadar iyi ayarlanmış ki, daha derinleşmek istersen bile, yazar seni yeni bir hikayeye sürükleyip götürüyor; bu da benim hoşuma gitti çünkü kitabı bir oturumda bitirmek istedim. Ama en güzeliyse, bu hızlılığın hiç acelecilik hissi vermemesi—her şey doğal, her şey yerli yerinde, sanki yazarın ben ve okuru arasında bir zamanı durma anlaşması varmış gibi hissettim.





