
Yaprak
Hazırlayanın iddiasına göre çocuklar ve gençler için oluşturulmuş bu seçki. Fakat içerisinde bağlama aykırı şiirler de var. Fikir güzel, izlenen yol yanlış.
Edebiyat, insan deneyiminin derinliklerine inen, duygu ve düşünceleri kelimelerle şekillendiren bir sanattır. Tarih boyunca farklı dönemlerde ve coğrafyalarda gelişmiş olan edebiyat, insanlığın kültürel mirasının en önemli parçalarından biridir. Klasik eserler arasında Homeros’un "İlyada" ve "Odysseia" gibi destanları, Dante’nin "İlahi Komedya"sı, Shakespeare’in dramaları, Tolstoy’un "Savaş ve Barış"ı gibi başyapıtlar sayılabilir. Bu eserler, sadece dönemlerinin ruhunu yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda evrensel temalar üzerinden insanın varoluşunu sorgulama fırsatı sunar. Edebiyat, okurlara farklı bakış açıları kazandırmanın yanı sıra empati geliştirme, hayal gücünü zenginleştirme ve dil becerilerini ilerletme gibi faydalar da sağlar. Kendi içsel yolculuklarında kaybolmak veya gerçek hayattan kaçış arayan okuyucular için edebiyat, bir sığınak haline gelir. Özellikle derin anlamlar içeren, karakter derinliği ve karmaşık temalar barındıran eserler, düşünce yapısını zenginleştiren okuyuculara hitap eder. Edebiyat, yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda ruhun beslenmesi için de vazgeçilmez bir kaynaktır.


Hazırlayanın iddiasına göre çocuklar ve gençler için oluşturulmuş bu seçki. Fakat içerisinde bağlama aykırı şiirler de var. Fikir güzel, izlenen yol yanlış.

Tamamen kötü dersem haksızlık etmiş olurum. Sayısı az olsa da gerçekten vurucu mısralar mevcut. Fakat yine neden ödül aldığını anlayamadığım bir kitap oldu. Bu şiir ödüllerinin jürileri kimlerden oluşuyor ve hangi kıstaslarla hareket ediyorlar acaba. Ayıp, ayıp...

Bu kitap Şanlıurfalı, liseli bir talebenin kaleminden çıkmış. Engelli bir kızın hikayesini anlatmakta. İçinde klişe diyebileceğimiz bazı noktalar olsa da yaşına göre harika bir eser kaleme aldığını kabul etmek zorundayız. Karşımızda Defne karakterinin başrolde olduğu bir uzun hikaye örneği var. Akıcı ve sade bir dile sahip. Lakin asıl değinmek istediğim husus şu ki kitabın editörlüğünü 50 yaşını aşkın, birçok kitabı da olan Suruçlu bir yazar yapmış. Yayına hazırlayan da bu editör. Fakat kitabı görmeniz lazım. Ben ömrümde bu kadar yazım yanlışını, mizanpaj hatasını vs. bir arada görmedim. Bir lise talebesi ancak bu kadar yazabilirdi ama bu kadar tecrübe sahibi bir şahsın editörlüğü böyle mi olmalıydı? Bir talebe kadar da mı olamadın? Yazık yazık... İnsan hata yapabilen bir mahluk lakin işini üstün körü yapmak ve bir talebenin hayallerini adeta çöpe atmak insanlığa sığar mı bilmem? Tüm bunlardan bağımsız olarak bana imzalı bir nüshasını hediye eden yazarına teşekkür ediyorum.

Sözünde mana, gönlünde sevda, şiirinde hikmet olmayan; şiirin şekliyle uğraşarak bir şeyler başardığını düşünüyor işte... Öyle bir çağdayız ki altınlar çöplerde, tenekeler baş üzre!

"ŞİİR SELİ AİLESİ - SEÇKİN KALEMLER 1" antolojimiz tüm kitapçılarda yerini aldı Elhamdülillah. Tam 33 şairin farklı konulardaki kıymetli şiirleriyle ilmek ilmek dokunmuş eserimizin derleyenleri Necati TOFUR, Süleyman ŞEN ve Nuran YAZICI hocalarımızdır. Eserde hem dörtlükler hem de serbest şiirler yer almaktadır. Benim de "Yağmurlardan Kaçarken, Bizim Günümüz Hiç Aydın Olmaz, Bakışın Kefenim Olsun Sevdiğim, Göçen Göçtü Giden Gitti Ben Kaldım" adlı dört naçizane çalışmam ile dahil olduğum kitabımız 2025 Konya basımlı ve 184 sayfadır. Herkese keyifli okumalar dileriz.

Yayın kurulunda yer aldığım dergilerimizde de her zaman biri destekleyen Müştehir KARAKAYA ve Mustafa IŞIK hocalarımı hürmetle selamlarken bu güzel hatıra eserinde "Sizi Nereden Bilsinler" adlı naçizane şiirimin yer almasının haklı gururunu yaşıyor, emeği geçen ve okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Benim de " Bir 21. Asır Destanı" başlıklı naçizane bir şiirimle yer aldığım, birbirinden kıymetli kalemlerin olduğu bu güzel eseri tüm okurlara şiddetle tavsiye ediyorum.

Ülkemizin kuruluşunun 100. sene-i devriyesi şerefine bir araya gelip gönüllerimiz size açtık! Bir'iz Edebiyat Derneği bünyesinde hazırlanan "100. Yılda Şiirin Yüzleri" adlı antoloji çıktı ve bu güzel eserde ben de "EKLEMLERİME KENETLENEN EKLER" adlı şiirinde yerimi aldım. Nurullah Genç, Yavuz Bülent Bakiler, İbrahim Sadri, İbrahim Bekler, Ziya Nurdan, Cemalettin Gündoğan, İzzet Gayretli, Aşık Feymanî, Hilmi Şahballı ve Bedirhan Gökçe gibi hocalarımızla aynı kitapta yer alabilme bahtiyarlığına erişebilmek de bizi ziyadesiyle mesûd ve bahtiyar etti. (Not: Şiirimin aslı kitapta yayınlandığı şekilde ve düzende değildir. Mısraların yerleri sonradan baskı sırasında değiştirilmiştir.) Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.

Tasarımı harika olan bu eserde benim de naçizane bir nehir öykü çalışmam yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Düşlerimizi şiir, şiirlerimizi düş eylediğimiz bu güzel çalışmada benim de naçizane mısralarım yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Türkiye'nin 7 ikliminden birçok farklı kalemin bir araya gelerek his ve fikirlerini siz değerli okuyuculara aktardığı bu güzel projede benim de naçizane satırlarım yer alıyor. Benim için harika bir hatıra oldu. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Edebiyat Kulübü" isimli bu antoloji/derleme kitabımızın 137. sayfasından itibaren benim de serbest tarzda naçizane bir kaç şiirim yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

41 kıymetli yazarın bir araya gelerek oluşturduğu 272 sayfalık bir şaheser olan bu antoloji/derleme kitabımızın 139. sayfasından itibaren benim de naçizane bir kaç eserim yer alıyor. Keyifli okumalar dilerim.

Kitabın olay örgüsü beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı. Ana karakterin içsel çatışmaları ve güç arayışı üzerine daha derin bir bakış açısı sunulabilecekken, çoğu zaman yüzeysel kalmış. İlişkiler arasındaki dinamikler de beklediğim kadar güçlü ve etkileyici değildi; bazı bölümlerde olaylar sanki hızla geçiştirilmiş gibiydi, bu da benim için hikayeye dalmayı zorlaştırdı.

Şükrü Erbaş'ın 'Toplu Şiirler-2' eserinde, içsel bir yolculuğa çıkan anlatıcı, yalnızlığını ve aşkın karmaşasını derin bir şekilde yansıtıyor. Her şiir, bireyin ruhsal durumunu anlamamıza yardımcı olurken, doğanın güzellikleriyle de iç içe geçmiş bir duygu dünyası sunuyor. Karakterin gelişimi, sadece kendi içsel sorgulamalarıyla değil, aynı zamanda doğayla olan ilişkisiyle de şekilleniyor; bu bağlamda okuyucu, kendi duygusal karmaşasını sorgulama fırsatı buluyor. Erbaş’ın dili, bu karakterin derinliklerine inmemizi sağlıyor ve her bir dizede yeni bir kapı aralıyor.

Fakir Çalgıcı, ana karakterin müziğiyle toplumsal adaletsizliği sorguladığı olay örgüsüyle beni derinden etkiledi. Ancak, zaman zaman karakterlerin içsel çatışmalarının daha derinlemesine işlenmesini bekledim; müziğin birleştirici gücü oldukça etkileyici, fakat yan karakterlerin daha fazla derinlik kazanması hikayenin akışını zenginleştirebilirdi.

Mor, toplumsal normlar ve bireysel kimlik arayışını derinlemesine ele alacağına inandığım bir kitap olarak beni hayal kırıklığına uğrattı. Ana karakterin içsel çatışmaları ve toplumla olan mücadelesi yeterince güçlü işlenmemiş; bu da benim için hikayenin etkisini azaltmış. Karakterlerin derinliklerine inememek, okuyucu olarak beni bağlamaktan uzaklaştırdı.

Şermin Yaşar’ın dili akıcı ve mizahi bir üslupla bezeli; memleket sevgisini ve içsel çatışmaları bu şekilde ele alması oldukça etkileyici. Ancak, bazı yerlerde karakterlerin derinliği biraz daha açılabilirdi; bu da hikayenin duygusal yoğunluğunu artırabilirdi diye düşünüyorum. Yine de, günlük yaşamın zorluklarını eğlenceli bir dille işlemeyi başarmış.

Kitap, duygusal temaları güzel bir şekilde işlemekle birlikte, olay örgüsü ve kurgu açısından beni pek tatmin etmedi. Şiirler birbirine bağlı bir anlatı oluşturmakta zorlanıyor ve bu da okuyucunun derin bir bağ kurmasını engelliyor. Her bir şiir, ayrı bir duyguyu yansıtmasına rağmen, aralarında akışkan bir geçiş olmaması nedeniyle, bütünlük hissini kaybettim.

Bolivya Günlüğü'nde Che'nin ideallerine ulaşamaması ve karşılaştığı zorluklar, beni daha çok hayal kırıklığına uğrattı. Olay örgüsü, sürekli bir mücadele içinde geçiyor ama bu mücadelelerin çoğu, bir türlü beklenen başarıya ulaşamadan sona eriyor gibi. Che'nin içsel çatışmaları ve devrimci ruhu, bir noktadan sonra tekrara düşüyor ve bu da okuma deneyimimi olumsuz etkiledi.