“Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 28)
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 28)
“Ne demiş şair: "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti."”— On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya
“Bütün kitaplarda seni okumak varmış.”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 155)
“Çok istedim. Olmadı. Zaten çok istediğim hiçbir şey olmuyor.”— Her Şeyin Sonundayım, Ferit Edgü (s. 87)
““Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! aşık biri için ne büyük nimet değil mi?””— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“Gerçek anlamda ve derinden mutlu olan biri, ciddi ve huzurludur, kendini neşeli gösterme gereği duymaz.”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner
“Sorularım çoğalırken cevaplar giderek azalıyor.”— Kadın Yok Savaşın Yüzünde, Svetlana Aleksiyeviç (s. 273)
“Sırnaşık bir sessizliğin içinde seviyordum seni Almenya. Bunu yüksek sesle söylemedim hiçbir zaman; söylesem bozulacakmış gibi gelirdi. Bazı duygular vardır; dile gelince hafifler, yerini kaybeder. ...”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış
“Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“Aşkı kalbinde yeşertmeyi bir türlü beceremeyenlerimiz, aşkı gözlerinde büyüttü. Koca bir dağ, engin bir yamaç! Aşkı bir bedende aramak? Sevmek hep olacaktı evet, peki ya aşka ulaşmak?”— Hena, Oğuzhan Asım Güneş
“"Belki de kırgınlığım kendime..."”— Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar, Ahmed Arif (s. 70)
““Herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır…””— Babaya Mektup, Franz Kafka
““Cimrilik, derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir…””— Babaya Mektup, Franz Kafka
“Habersiz gidişin beni hayli üzdü…”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif (s. 53)
“Eğer beni sevmiyorsan, seviyormuş gibi yap, ama bunu öyle bir yap ki ben fark etmeyeyim.”— Ophelia'ya Mektuplar, Fernando Pessoa (s. 101)
“"Mutluluk ve özgürlük arıyorum" diye ailenizi terk ederseniz; en büyük mutluluğu ve en yüce özgürlüğü kaybedip, insana bir et gözüyle bakanların merhametsizliğine terk edilirsiniz.”— Aysel, Halit Ertuğrul (s. 23)
“Elinden geleni yaptığın halde çabaladığın şey olmuyorsa ısrar etmemeli, bir aşamadan sonra hayatındaki diğer güzellikleri görüp vazgeçmesini bilmelisin.”— Kızıl Peruk, Sevinç Ergin (s. 44)
“-Aysel gitti. +Onun için mi üzgünsün? -Yoo. +Döner herhalde. Üzülme ne olursun. -Dönse de fark etmez. +Neden? -Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz ki. Bir kere gitti mi gitti...”— Aysel, Halit Ertuğrul
“Ne kadar isterdim dönmek O eski günlere”— Ophelia'ya Mektuplar, Fernando Pessoa (s. 13)