“Sırnaşık bir sessizliğin içinde seviyordum seni Almenya. Bunu yüksek sesle söylemedim hiçbir zaman; söylesem bozulacakmış gibi gelirdi. Bazı duygular vardır; dile gelince hafifler, yerini kaybeder. ...”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Sırnaşık bir sessizliğin içinde seviyordum seni Almenya. Bunu yüksek sesle söylemedim hiçbir zaman; söylesem bozulacakmış gibi gelirdi. Bazı duygular vardır; dile gelince hafifler, yerini kaybeder. ...”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış
“Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu, biliyorsun... Hasret kalmışız yüreği güzel insanlara...”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif
““Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! aşık biri için ne büyük nimet değil mi?””— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“Güzel giden hayat treni durdu.”— Aysel, Halit Ertuğrul
“Baharla sevmek,anlamak,affetmek,hoş görmek isteği neden artar insanın gönlünde? Kalbim yeniden yapılandırılıyor sanki. Kışın bütün yapraklarını döken bir ağacın bahar ile birlikte yeniden tomurcuklanması gibi...Yuvası de…”— Kardeşimin Annesi, Emel Can (s. 121)
“Ne kadar isterdim dönmek O eski günlere”— Ophelia'ya Mektuplar, Fernando Pessoa (s. 13)
“Aşkı kalbinde yeşertmeyi bir türlü beceremeyenlerimiz, aşkı gözlerinde büyüttü. Koca bir dağ, engin bir yamaç! Aşkı bir bedende aramak? Sevmek hep olacaktı evet, peki ya aşka ulaşmak?”— Hena, Oğuzhan Asım Güneş
“¶¶ Gittikçe soğuduğumu farkediyorum ve bu bana hiç de sevinç vermiyor. Çünkü özün soğuması çok tehlikeli. ¶¶”— Kağıtlar, Nilgün Marmara
“Büyük duygular Adele, sessizlik içinde yaşanır.”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner
“Biliyor musun, insan resme uzunca bir süre baktığında gözleri yaşarıyor.”— Felice'ye Mektuplar, Franz Kafka (s. 93)
“Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu. Nasıl yorumlarsan yorumla.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu
“Sevmek, bir başkasını korumaktır, onu kendi içinde yalnız bırakmadan, ona eşlik edebilmektir.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır”— Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 28)
““Yalnız, benim omuzlarımın bunca ağır yükü kaldıracak kadar geniş olmadığını vurgulamam gerek.””— Theo'ya Mektuplar, Vincent Van Gogh (s. 232)
“Çok istedim. Olmadı. Zaten çok istediğim hiçbir şey olmuyor.”— Her Şeyin Sonundayım, Ferit Edgü (s. 87)
“De bana Almênya, Seni hakkıyla seven kimdi? Kimdi tarağındaki kırılan dişle ürperip kendine gelen, Yeryüzünün bütün lisanlarında sadece seni nakşeden kimdi? Bütün güzellikleri gözlerinin hizasına yükselten, Kusurları aya…”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz..."”— On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya
“-Aysel gitti. +Onun için mi üzgünsün? -Yoo. +Döner herhalde. Üzülme ne olursun. -Dönse de fark etmez. +Neden? -Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz ki. Bir kere gitti mi gitti...”— Aysel, Halit Ertuğrul
“"Mutluluk ve özgürlük arıyorum" diye ailenizi terk ederseniz; en büyük mutluluğu ve en yüce özgürlüğü kaybedip, insana bir et gözüyle bakanların merhametsizliğine terk edilirsiniz.”— Aysel, Halit Ertuğrul (s. 23)