“Ben böyle yalnızken, kendim kendime fazla geliyorum. Eksiltin beni daha çok!”— Kağıtlar, Nilgün Marmara (s. 43)
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Ben böyle yalnızken, kendim kendime fazla geliyorum. Eksiltin beni daha çok!”— Kağıtlar, Nilgün Marmara (s. 43)
“Kendi içinde yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Bir yolda gidiyorum ve o yolda rastladığım çiçekleri de, dikenleri de topluyorum.”— Her Şeyin Sonundayım, Ferit Edgü (s. 57)
“"İnsan insana , yüreği kadar yakındır. Mesafelerin hükmü yoktur..."”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif
“Ne demiş şair: "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti."”— On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya
“İnsanın neden sevdiğini ve neden herkes bir yana, sadece o belirli kişi tarafından sevilmek istediğini felsefi olarak açıklamak imkansız.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 27)
““Cimrilik, derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir…””— Babaya Mektup, Franz Kafka
“Habersiz gidişin beni hayli üzdü…”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif (s. 53)
“Çünkü insanın neden sevdiğini ve neden herkes bir yana, sadece o belirli bir kişi tarafından sevilmek istediğini felsefi olarak açıklamak imkânsız.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 27)
“Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 11)
“Hep seni düşünmekten kimsenin yüzüne bakmadım.”— Yalnız Seni Arıyorum (Karton Kapak) Nahit Hanım'a Mektuplar, Orhan Veli Kanık
“Bazen düşünüyorum Almenya ... Sanki zaman senin içinden geçerken beni de zımparalamış ,benden geriye o eski adamın sadece tozu kalmış gibi . Sanki sen ,farkına bile varmadan beni ağır ağır aşındırmış,eksiltmiş ve sonra b…”— Almenya'ya İletiler, Kerim Tanış
“"Belki de kırgınlığım kendime..."”— Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar, Ahmed Arif (s. 70)
“Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Ne zamanım ne de huzurum vardı”— Ottla'ya ve Aileye Mektuplar, Franz Kafka (s. 14)
“Sen ters ektigin o soğandan öğrenmedin mi pes etmemeyi?”— Kızıl Peruk, Sevinç Ergin
“Okumak basit bir eylem değil, ruha dokunan ve karakterinizi şekillendiren büyük bir güçtür.”— Sevgili Limon Çiçeği (Ciltli), Betül Güçlü (s. 21)
“Sevmek, bir başkasını korumaktır, onu kendi içinde yalnız bırakmadan, ona eşlik edebilmektir.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Aslında biraz kırgınım, üzgünüm, epeyce de sinirliyim. İşimiz çok zor. Hem gericilerle, hem bizden gibi görünen bir sürü aptalla uğraşmak zorundayız.”— Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Ataol Behramoğlu
“Seni görmeye öyle susadım ki!”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner