“Ne yazık ki çok şey söylüyorlar, daha az olsa mutlu olurdum.”— Ottla'ya ve Aileye Mektuplar, Franz Kafka (s. 105)
Mektup türü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir ve hem kişisel hem de toplumsal meseleleri ele almanın etkili bir yolunu sunar. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan bu tür, yazarların düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini doğrudan bir muhataba iletmek için kullandığı bir formdur. Klasik örneklerden biri olan "Goethe'nin Genç Werther'i" mektuplarla ilerlerken, Flaubert'in "Madame Bovary"sinde de mektup, karakterin içsel çatışmalarını derinlemesine anlamamıza yardımcı olur. Bu tür, sadece bireysel hikayeler sunmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yapısını da gözler önüne serer. Mektup türü, özellikle duygusal derinlik arayan ve insan ilişkilerine ilgi duyan okuyucular için son derece çekicidir. Okuyucular, mektuplar aracılığıyla yazarın iç dünyasına adım atar ve zamanla kurulan samimi bir bağ sayesinde, karakterlerin yaşadığı duygusal evrimi daha yakından takip eder. Bu tür, günümüzde de bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu için, hem klasik hem de modern örnekleri ile edebiyat severler için vazgeçilmez bir okuma deneyimi sunar.

“Ne yazık ki çok şey söylüyorlar, daha az olsa mutlu olurdum.”— Ottla'ya ve Aileye Mektuplar, Franz Kafka (s. 105)
“Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum.”— Son Mektup Bir Aşk Hikayesi, Alev Özgüner (s. 11)
“Fazla iyi olmak iyi bir şey değil.”— Yalnız Seni Arıyorum (Karton Kapak) Nahit Hanım'a Mektuplar, Orhan Veli Kanık (s. 37)
“Kendi içinde yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“Büyük duygular Adele, sessizlik içinde yaşanır.”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner
“Sevmek, bir başkasını korumaktır, onu kendi içinde yalnız bırakmadan, ona eşlik edebilmektir.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“Sevmek, bir başkasını korumaktır, onu kendi içinde yalnız bırakmadan, ona eşlik edebilmektir.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“¶¶ Gittikçe soğuduğumu farkediyorum ve bu bana hiç de sevinç vermiyor. Çünkü özün soğuması çok tehlikeli. ¶¶”— Kağıtlar, Nilgün Marmara
“Beni yakanlar kendileri de yandılar”— Kağıtlar, Nilgün Marmara (s. 135)
“Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”— Genç Bir Şaire Mektuplar, Rainer Maria Rilke
“"İnsan insana , yüreği kadar yakındır. Mesafelerin hükmü yoktur..."”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif
“... Sonra sen çıktın geldin Ortalığı güzelledin Beni ben ettin...”— On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya
“Bir sen varsın içimde. İçimdeki yerin, kalbimle beraber Allah'a dönük.”— Hena, Oğuzhan Asım Güneş
“"Elinden gelen her şeyi yapıp güzelleştiremediğin yerleri terk etmek seni kötü biri yapmaz Milena".”— Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka
“Seni görmeye öyle susadım ki!”— Nişanlıya Mektuplar, Alev Özgüner
“Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu, biliyorsun... Hasret kalmışız yüreği güzel insanlara...”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif
“Habersiz gidişin beni hayli üzdü…”— Cemal Süreya'ya Mektuplar, Ahmed Arif (s. 53)
“Benim ihtiyaç duyduğum miktarda huzur dünyada yok.”— Ottla'ya ve Aileye Mektuplar, Franz Kafka (s. 127)
“Ne zamanım ne de huzurum vardı”— Ottla'ya ve Aileye Mektuplar, Franz Kafka (s. 14)