Beslenme, fitness, tıp


Argan'ın obsesyonu üzerinden toplumun saçmalığını göstermek için Molière'in dili inanılmaz etkili — her replikteki abartı, her sahnenin yapısı öyle doğal akıyor ki, karakterin çılgınlığı gülmekle birlikte hüzünlendiriyor; ama diyaloglar bazen aynı noktada dönüp duruyor, tekrar eden cümle kalıpları yazarın kendi tekrarından kurtulamamış olduğu hissini veriyor.

Halit Bağdu'nun Hz. Zeynep ve Ebu'l-Âs'ın hikâyesini anlatış tarzı beni hayal kırıklığına uğrattı; tarihi bir olayı romansa çevirirken ne tam olarak tarihî derinlik sunabiliyor ne de roman olarak sürükleyici bir kurgu oluşturabiliyor. Olay örgüsü çok lineer ve öngörülebilir ilerlediği için, bilinen tarihi olayları sadece duygusal diyaloglarla süslemek yeterli gelmiyor—karakterlerin kararlarını merakla bekleyecek bir gerilim, beklenmedik bir dönüş noktası yok, her şey kitabın başından itibaren nereye gideceğini belli.

Atmosferi muhteşem, başlangıçtan sonu kadar tutuyor.

Karakter gelişimi etkileyici. Sonunda gerçekten umurumda oldular.

Louise Hay'in kitabı beni en çok etkilemiş yanı, ağır konuları hafif ve anlaşılır bir şekilde sunmasıydı—hiçbir yerinde bunalmadım, aksine her sayfada kendimi daha da ileriye çekilmiş hissettim. Kitabın ritmi öyle güzel kurulu ki, teorik açıklamalardan hemen pratik alıştırmalara geçiş yapıyor ve okurken hiç sıkılmıyorsun. Özellikle hastalıkların duygusal kökleriyle ilgili bölümlerde, yazarın hızlı fakat etkili anlatışı sayesinde karmaşık psikolojik kavramlar birdenbire çok net hale geldi. Kitabı bitirdikten sonra sadece bir rehber okumadığımı, aslında kendi iç sesimi yeniden dinlemeyi öğrendiğimi anladım.

Atmosferi muhteşem, başlangıçtan sonu kadar tutuyor.

Bir solukta okudum, çok zamanım yoktu ama bitirmeden duramadım.

Tarz olarak bana göre değildi ama yazar başarılı.

Yıllar sonra tekrar okudum, hâlâ aynı tadı veriyor.

Bu kitabı herkese öneririm. Tek kelime: harika.