Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Tüm makaleler

Zafer Bayramı Coşkuyla Kutlanmalı…

Türk Milletinin tarihi zaferlerle doludur. Ağustos ayı Türk milletinin şanlı tarihinde için zaferler ayı olarak geçer.

“Bizim zaferlerimiz hiçbir zaman tesadüfi olmamıştır; Arkasında daima Türk’ün çelikten iradesi ve savaşçı ruhu vardır." (H. Nihal ATSIZ) Sevgili okurlarım! Türk Milletinin tarihi zaferlerle doludur. Ağustos ayı Türk milletinin şanlı tarihinde için zaferler ayı olarak geçer. Anadolu’yu yurt edinmemizi sağlayan Malazgirt zaferi, Anadolu Türk-İslam birliğini temin ettiğimiz Çaldıran zaferi, Fatih Sultan Mehmet’in, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ı mağlup ettiği Otlukbeli Muharebesi, Yavuz Sultan Selim, Safevi Hükümdarı Şah İsmail'i yenilgiye uğrattığı Çaldıran Muharebesi, Bütün dünyaya huzur, güvenlik ve barış getiren Mercidabık zaferi, Kanuni Sultan Süleyman, Macar ordusunu çok kısa sürede bozguna uğrattığı Mohaç Zaferi, Çanakkale Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk birlikleri zafer kazandığı 1. Anafartalar Zaferi, Özellikle bu milletin ve devletin bekası için verilen milli mücadelenin büyük zaferi Başkomutanlık Meydan Muharebesi, ……. Yine bu ağustos ayında gerçekleşen savaş ve muhaberelerdir. Milli bayramların içinde en önemlisi ise hiç kuşkusuz 30 Ağustos Zafer Bayramıdır. Bilge ATSIZ’ın dediği gibi "Zafer ülküsel bir inancın, sarsılmaz bir iradenin sonucudur." Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan “Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni anmak için kutlanan bayramdır. Milli Bayramımız 30 Ağustos Zafer Bayramı, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük aşkıyla yazdığı en büyük destanlardan biridir. Yüce Türk Milletince her yıl aynı gurur, coşku ve heyecanla meydanlarda kutlanmalıdır. Bu özel gün, sadece geçmiş bir zaferi anmak değil, Cumhuriyetimizin temellerini atan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahramanlarımıza olan minnetimizi haykırmaktır. Milli bayramlarımız arasında, 30 Ağustos Zafer Bayramının farklı bir yeri var. Osmanlı İmparatorluğunun çöküş sürecinde, milletimizin yeniden diriliş varoluş mücadelesinde, milletimizin gücünün ortaya koyulması bakımından Zafer Bayramı büyük anlam ifade eder. Emperyalist işgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos, düşmana karşı kazanılan zaferle, sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil etmesiyle Türk Ulusunun tarihinde ayrı bir yeri vardır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni anmak için kutlanan bayram. 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” yıllardır Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Dış Temsilciliklerimizde coşkuyla kutlanmakta. Milli bayramlarımızın önemi bilelim. Milli bayramların içinin boşaltılmasına millet olarak asla izin vermeyelim. Günümüzde belli kesimlerce Türk Milletini Milli Bayramlarından soğutmak için, bazı uygulamaların yapıldığına tanık olsak da; Her ne sebep gösterilirse gösterilsin, gerek kutlama şeklinde gerekse Milli bayramların özünde yapılacak değişikliği Türk Milleti asla kabul etmeyecektir. Anlı, şanlı tarihimizle , önder komutan bilge insanlarımız ile gurur duymamız onları anmamız gerekir iken maalesef alışık olduğumuz bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim, Diyanet Dini Bayramlar, Kandil Mevlitleri, Cuma Hutbelerinde, özellikle milli kurtuluş günleri savaşları anarken ATATÜRK’ten hiç bahsetmeme onun kahramanlığı, komutanlığı, önderliği , devletin kurucusu sıfatını hiç görmezlikten gelme uygulaması beni ve benim gibi milyonlarca ATATÜRK’e gönülden bağlı sağ duyulu vatandaşlarımızı derinden üzmektedir. 30 Ağustos Zafer Bayramı, hangi şartlarda kimlere karşı mücadele verilerek kazanıldı? Geçmiş tarihi bir kez daha gözümüzün önünde canlandırır, hatırlar isek; Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti Osman Bey tarafından 1299 da Söğüt de kuruldu. Osmanlı devletini 624 yılda 36 padişah yönetti. Son padişah ise Vahdettin idi. Üç kıtaya hâkim oldu, döneminin en güçlü devleti idi. Osmanlı Devleti kuruluşundan sonra uzun süre mutlakıyet ile yönetildi. 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi. Osmanlı Devletinin kuruluş, yükselme, duraklama, dönemleri sonunda çöküş dönemi aşamasında, Osmanlı Devletini hasta adam ilan ederek, biran önce yok oluşunu gerçekleştirmek için, yurdun dört tarafından saldırıya geçen emperyalist güçlere karşı, (Çoğu bugünün AB üyesi ülkeler ) kurtuluş savaşı mücadelesinde, TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi. Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “Gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi. Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı. 1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld”. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922′de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardı. Bu savaş, Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı. Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir’e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922′de İzmir’in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline “dur” diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos gününü, içerde ve dışarda TÜRK MİLLETİ düşmanlarına karşı dimdik ayakta durarak, bayram olarak coşkuyla kutlamaya başladı. Geçmişte olduğu gibi, bugünde Milli bayramlarımızı sahiplenelim. Canımız kanımız kırmızı beyaz, ay yıldızlı bayrağımızı alalım, arkadaşımız, eşimiz, çocuğumuz ile hep birlikte meydanları dolduralım. Atatürk, Atatürkçülüğe, Cumhuriyete düşman kesime, Cumhuriyetin iç ve dış düşmanlarına darbeci zihniyetine, gücümüzü bir kez daha milletçe gösterelim. Bu yılda Zafer Bayramını, Türkiye’yi bölmeye çalışan iç ve dış tehdit unsurlarının olduğu, yurt dışında sınır komşumuz Suriye’de huzurun halen tam sağlanamadığı, dost müttefik ülke Ukrayna’nın Rusya tarafından topraklarının işgalinin sürdüğü ortamda kutlayacağız. Türkiye gündeminde yer eden bir başka konuda “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen süreç var. Bu süreç kapsamında elbette kaygılarımız var, elbette çekincelerimiz var, dikkatle takip ettiğimiz hususlar var. Yüce Türk Milletinin bağrından çıkan Önderimiz ATATÜRK, milli mücadeleyi Türk milletinin varlığı için yürütmüş, zafer sonrası Lozan Antlaşmasıyla, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile anayasanın güvence altına alınmış, Cumhuriyetin temel niteliklerinin ortaya konduğu aşamaları göz önüne alarak, çevremizde savaşların olduğu ortamda dünya güçlerinin ve Türkiye’nin de yer aldığı bölgede, halen kalıcı sulh barışın sağlanamadığı, zor bir dönemi geçirmekteyiz. Zafer Bayramında, atamızın bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyetinin değerini, önemini bir kez daha kavrayarak, yaşadığımız topraklarda Türk Kürt Arap Ümmetçilik fikriyle değil, TÜRK ULUSU birleştirici şemsiyesi üniter yapısı altında , Milli Bayramlarımıza, Milli Değerlerimize, Türklüğümüze, Atatürk’ ün İlke ve İnkılâplarına sahip çıkarak, zaferlerin, Cumhuriyetin, ulusumuz için değerini çocuklarımıza gençlerimize anlatarak, Milli Bayramlarımızı her yıl daha bilinçli kutlayarak, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ilelebet yaşatmak dileğiyle…. ATATÜRK’ÜN KAHRAMAN TÜRK ASKERİYLE KAZANDIĞI 30 AĞUSTOS ZAFERİNİN BAYRAMI OLAN “30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI “ TÜRK ULUSUNA KUTLU OLSUN... Hoşça kalın! Atatürk’ün Türkiye’sinde sağlıcakla, Atatürkçü düşüncede kalın!
39 izlenme·2ay

Yorumlar