18. yüzyılda tasavvuf, Osmanlı toplumunun sosyal yapısını derinden etkilemiştir. Tarikatlar aracılığıyla bireyler arasında güçlü bir dayanışma ve toplumsal bağlar oluşmuştur. Tasavvuf, bireylere manevi bir kimlik kazandırmış ve toplumsal sorunlarla başa çıkma konusunda bir araç olmuştur. Bu dönemde tasavvuf, sadece bireysel bir inanç değil, aynı zamanda sosyal bir olgu olarak toplumsal huzurun sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, tasavvufun yaygınlaşmasıyla birlikte, alt sınıfların sosyal hayata katılımları artmış ve bu durum, Osmanlı toplumunun dinamiklerini değiştirmiştir.