Bireysel çıkarlar, genellikle bireyin kendi ihtiyaç ve arzularıyla bağlantılıdır. Ancak bu çıkarların toplumsal çıkarlarla çatışabileceği durumlar da söz konusudur. Hazlitt, bu iki çıkarın ilişkisini incelerken, bireylerin ahlaki sorumluluklarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini vurgular. Birey, kendi menfaatlerini gözetirken, aynı zamanda toplumsal adaleti ve başkalarının haklarını da korumalıdır. Bu denge, sağlıklı bir toplumsal yapı için elzemdir. Ahlaki kararlar, bireyin kendi çıkarları ile toplumun yararını gözetme arasında bir denge kurmasını gerektirir. Dolayısıyla, ahlaki düşüncenin bu iki boyutu arasında nasıl bir ilişki kurulduğu, bireyin etik anlayışını şekillendirir.