Ana karakterin Tanrı ile olan ilişkisi, toplumun beklentileriyle sürekli bir çatışma içerisindedir. Toplum, belirli inanç ve normlarla bireyi yönlendirirken, karakterin içsel arayışı bu kalıplarla ters düşer. Bu durum, onun manevi bir boşluk hissetmesine ve varoluş amacını sorgulamasına sebep olur. Toplumsal baskılar, karakterin özgürlüğünü kısıtlayarak, onun Tanrı ile olan ilişkisini de karmaşık hale getirir. Bu bağlamda, bireyin özgür iradesi ve toplumsal normlar arasında bir denge kurma çabası, romanın ana çatışmalarından birini oluşturur.