Anna'nın toplumsal kurallar karşısındaki duruşu, onun trajik sonunu şekillendiren ana faktörlerden biridir. Aşkı uğruna tüm sosyal normları hiçe sayarak Vronski ile bir ilişki yaşaması, onu toplumdan dışlar ve yalnızlığa sürükler. Bu durum, Anna'nın ruhsal sağlığını bozarken, onu daha da izole hale getirir. Toplumun yargıları ve kocasıyla olan ilişkisi, Anna'nın içsel çatışmalarını derinleştirir ve bu da felaketle sonuçlanan bir sona yol açar. Dolayısıyla, Anna'nın özgürlük arayışı, onu yok oluşa götüren bir yolda yürütür.