Aristoteles, insanı akıl ve erdem sahibi bir varlık olarak tanımlarken, Nussbaum insan deneyimlerinin duygusal yönlerine daha fazla odaklanır. Aristoteles'in yaklaşımında, bireyin ahlaki erdemleri ve toplumsal rolü ön plandadır. Nussbaum ise, duyguların ve insan deneyiminin etik üzerindeki etkilerini vurgular. Bu farklılık, insanın toplumsal bağlamda nasıl bir varlık olduğunu anlamada önemli bir ayrım yaratır, bu yüzden okuyucular her iki perspektifi değerlendirerek kendi insan anlayışlarını geliştirebilirler.