Aşk ve toplumsal normlar arasında kalmış bir birey, öncelikle kendi içsel huzurunu ve mutluluğunu gözetmelidir. Aşk, derin ve samimi bir duygudur, ancak bireyin kendini gerçekleştirmesi ve kimliğini bulması da son derece önemlidir. Toplumsal normlar, bireyler üzerinde baskı kurabilir; bu nedenle, kişi kendi değerlerini belirleyip, bu değerler doğrultusunda hareket etmelidir. Kendi mutluluğunu ve bireysel özgürlüğünü sağlamak, sağlıklı ve tatmin edici ilişkilerin temeli olacaktır. Sonuç olarak, birey, aşkın getirdiği duygusal zenginliği yaşarken, aynı zamanda kendi kimliğini korumaya çalışmalıdır.