Attila İlhan, 'Hangi Laiklik' eserinde laikliği bireysel özgürlüklerin temeli olarak tanımlar. Ona göre, laiklik, bireylerin kendi inançlarını oluşturma ve bu inançlar doğrultusunda yaşama özgürlüğünü güvence altına alır. Bu bağlamda, laiklik sadece bir devlet politikası değil, aynı zamanda bireylerin içsel dünyalarını şekillendiren temel bir unsurdur. İlhan, toplumsal normlar ve dinî inançlar arasında sağlıklı bir denge kurmanın, bireylerin özgürlüklerini korumak adına hayati önemde olduğunu vurgular. Bu nedenle, laiklik ve bireysel özgürlükler arasındaki ilişki, eserde sürekli olarak sorgulanan bir tema haline gelir.