Avni'nin sanat anlayışı, yaşamının son döneminde derin bir değişim göstermiştir. Öncelikle, ölüm düşüncesi ve yaşamın geçiciliği, onu daha otantik ve içten eserler yaratmaya yönlendirmiştir. Avni, sanatının yalnızca bir teknik ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda varoluşsal bir sorgulama aracı haline geldiğini keşfeder. Bu süreçte, sanatının derinliğini artırırken, toplumsal normlardan uzaklaşarak, kendi içsel dünyasına yönelmiştir. Sonuç olarak, Avni'nin sanatı, yaşamın anlamını ve insanların ruhsal durumlarını yansıtma çabasıyla, daha evrensel bir kimlik kazanmıştır.