Baudelaire'in Fanfarlo'sundaki aşk, birçok açıdan geçici bir deneyim olarak sunulmaktadır. Bu geçicilik, başkarakterin içsel çatışmalarını derinleştirirken, aynı zamanda aşkın doğası üzerine düşündürmektedir. Aşkın geçici olması, bireyi hem özgürleştirir hem de yalnızlaştırır. Baudelaire, bu çelişkiyi ustaca işlerken, okuyucuya aşkın doğasına dair derin bir bakış açısı sunar. Aşkın geçiciliği, insanın varoluşsal sorgulamalarına yol açar ve bu bağlamda okuyucuya, aşkın insan yaşamındaki yerini sorgulama fırsatı verir.